2008 Krizini ÖNCEDEN BİLDİ: Wall Street'in Gizli Sinyali "Dr. Copper"
Bu Bölüm Hakkında
Bu bölümde, Wall Street'te "Dr. Copper" olarak bilinen bakır metalinin küresel ekonominin en güvenilir erken uyarı sistemlerinden biri olarak nasıl işlev gördüğü ele alınıyor. Tunç Çağı'ndan günümüze uzanan tarihsel yolculuğuyla bakırın uygarlığın temel taşı olduğu anlatılırken, elektrik iletkenliği sayesinde sanayileşmenin ve modern altyapının vazgeçilmez hammaddesi haline gelişi inceleniyor. Çin'in küresel bakır talebindeki baskın rolü, Şili ve Peru gibi üretici ülkelerin arz tarafındaki kırılganlıkları ve yeşil enerji dönüşümünün bakır talebini nasıl artıracağı tartışılıyor. 2008 küresel finans krizi ve 2020 pandemisi gibi büyük ekonomik olaylarda bakır fiyatlarının nasıl önceden sinyal verdiği somut örneklerle gösteriliyor.
Ele Alınan Konular
- Bakırın tarihsel önemi ve Tunç Çağı'ndaki rolü
- Dr. Copper kavramı ve ekonomik erken uyarı sistemi
- Bakırın sanayileşme ve elektrifikasyondaki vazgeçilmez yeri
- Yeşil enerji dönüşümü ve artan bakır talebi
- Çin'in küresel bakır talebindeki baskın rolü
- 2008 krizi ve pandemi döneminde bakır fiyatlarının öncü sinyalleri
Merhaba değerli izleyiciler. Kayıt Dış İktisat kanalına hoş geldiniz. Biliyorsunuz yatırım araçlarında MTL’lara bakıyoruz bir süredir. İşte ne konuştuk bugüne kadar? İşte altının o güven dolu mirasını konuştuk. Gümüşün ikili kimliğini konuştuk. İşte en son platin ve paladyumun eee endüstriyel asaretini konuştuk açıkçası. Soylu metaller dedik. Ama bugün eee tüm bu metallerden belki de çok daha mütevazi eee çok daha yaygın ama belki de hepsinden daha zeki, akıllı bir metali masaya yatıralım istiyorum. Tabii burada en başta finans dünyasının o en kışkırtıcı cümlelerinden birini kurayım isterseniz. O da şu işte ekonominin tansiyonunu ölçmek, geleceği tahmin etmek istiyorsanız gözünüzü altından çekin ve neye bakın? Bakıra bakın derler. Evet. Bu kırmızımsı, kahverengimsi, kırmızımsı metal diyelim aslında eee bu sıradan görünen o endüstriyel hammadde aslında küresel ekonominin en dürüst ve en güvenilir tırnak içerisinde doktorlarından bir tanesi. Doktor diyorum zaten. Hani bu yüzden Wall Street’ten Shangay’a kadar tüm yatırımcılar ona özel bir isim de takmışlardır. Belki duyanlarınız olmuştur. Doktor Cpper işte yani Doktor Baker çünkü bu Drtor Cpper’ın aslında tabii ki doktor ama ekonomi alanında doktorası yoktur ama e ekonominin hasta mı yoksa sağlıklı mı olduğunu aslında herkesten hatta merkez bankalarından bile önce teşhis etme gibi esrarengiz bir yeteneği vardır. Neden? Çünkü bakır sadece metal değildir. Bakır elektriğin kalbidir. O işte modern o uygarlığın diyelim damarlarında dolaşan enerjiyi şehirlere, fabrikalara, evlerimize taşıyan o vazgeçilmez iletkendir kablolarda değil mi? O olmadan ne bir ışık yanar, ne bir fabrika çalışır, ne de aslında o video, bu videoyu izlediğiniz o cihaz şarj olur aslında. Bilgisayarınız veya işte tabletiniz veya telefonunuz. Şimdi bu videoda tabii işte bu Drotor Cpper’ın diyelim ki muayenehanesine ineceğiz. Yani insanların ilk kullandığı metallerden biri olan Bakır’ın o tunt çağından bugünün yeşil enerji devrimine uzanan inanılmaz yolculuğunu takip edelim istiyorum. Sanayileşmenin bel kemiği, Çinin o doymak bilmez iştahı ve küresel arz zincirinin kırılgan haritası üzerinde durmaya çalışacağım. Ve en önemlisi de aslında bu mütevazi metalin 2008 krizi gibi büyük ekonomik fırtınaları nasıl önceden haber verdiğini somut örneklerle elimden geldiğince analiz edeceğim. Yine her zamanki gibi söyleyeyim. Bu yayınlarda bunları söylemek özellikle önemli. Bence bu yayın bir yatırım tavsiyesi değil. Tamamen ekonomik ve tarihsel bir analiz. Amacım bu da sizlere ne yapmanız gerektiğini, bakıa yatırım yapmak vesaire falan hani bunları teşvik etmek değil. O ekonominin görünmez motoru olan bu metali ve onun bize adeta fısıldadığı diyelim o sırları anlamamızı sağlamak. Hazırsanız başlayalım. Şimdi e bakırın hikayesi aslında uygarlığın kendi hikayesi açıkçası. Çünkü o insanoğlunun topraktan çıkarıp işlemeyi öğrendiği ilk metallerden bir tanesi. E tarih öncesi çağlarda insanlar onu kolayca şekil verilebildiğini ve dayanıklılığını keşfettiler. Öncelikle aslında. Eee ki bu keşif o kadar devrimciydi ki zamanına göre koca bir çağa adını verdi. Tunç çağı. Y insanlar bakırı kalayla karıştırarak çok daha sert ve kullanışlı bir alaşım olan tuncu elde ettiler ve bu sayede daha gelişmiş işte aletler, silahlar, sanat eserleri, yapılar ürettiler. Bakır aslında kelimenin tam anlamıyla insanlığı taş devrinden çıkaran bir metal diyebiliriz açıkçası. ki antik Roma’da ve diğer büyük medeniyetlerde altın ve gümüş zenginliğin ve büyük bir ticaretin para birimiydi. Ama bakır da halkın metaliydi. Yani günlük alışverişte kullanılan sikkeler genellikle bakırdandı ki o işte dolayısı aslında emeğin, zanaatin ve küçük ticaretin karşılığıydı. Ama tabii Bakır’ın ikinci ve daha görkemli yükselişi 19. yüzyılda elektriğin keşfiyle başladı. Thomas Edison malum işte ampulyu icat ettiğinde e Nicola Tesla’da işte alternatif akımı geliştirdiğinde aslında hepsi tek bir şeye muhtaçtı. elektriği güvenli ve verimli bir şekilde iletecek bir malzeme. İşte o malzeme neydi? Bakırdı. Peki bakırı bu kadar özel bu denle özel kılan şey neydi? Üç tane özelliği aslında onu vazgeçilmez kılıyor. Bir tanesi yüksek iletkenlik. Yani gümüşten sonra elektriği en iyi ileten metal ama tabii gümüşün aksine yer kabuğunda çok daha bol bulunuyor ve çok daha ucuz. Bu da tabii onu gezegeni bir uçtan bir uça kablolarla donatmak için mükemmel bir aday yapıyor. İkincisi kolay işlenebilirlik. Yani bakır kolayca eğilip bükülebilen, tel haline bile getirilebilen sünek bir metal adeta yani. Eee ve bu özelliği aslında onu incecik kablolardan devasa borulara kadar her şekle sokmayı mümkün kılıyor. Üçüncüsü dayanıklılık. Korozyona karşı oldukça dirençli. Bu sayede yerin altına gömülen veya binaların duvarlarının içine döşenen bir bakıl kablo 100 yıl boyunca bozulmadan görevini ifa edebiliyor, yapabiliyor ki bu özellikleriyle aslında bakır insanlığın belki de ilk gerçek sanayi malzemesi diyebiliriz. ilerlemenin ve modernleşmenin fiziksel altyapısını inşa etmiş bir metal ki aslında hani bu tarihsel rolü belki bir cümleyle özetleyin derseniz eğer hani tarih boyunca uygarlık nereye bir kablo döşediyse bakır her zaman oradaydı diyebiliriz bence. Şimdi tabii eee sanayileşme ve enerji altyapısındaki bakırların rolünü biraz daha açalım isterseniz. Eğer 20. yüzyıl ekonomisini tek bir metalle anlatmamız gerekseydi bu kesinlikle bakır olurdu diye düşünüyorum. Yani sanayi devrimin ikinci perdesi tamamen elektrifikasyon üzerine kuruluydu ve bu perdenin başrol oyuncusu tabii ki de az önce anlattığım gibi aslında az önce anlattığım nedenlerden dolayı aslında bakırdı. Şimdi [kahkaha] düşünün bugün modern bir ekonomiyi ayakta tutan her şey aslında görünmez bir bakır ağına bağlı. Yani şehirleri aydınlatan o devasa elektrik hatları bakırdan veya bakır alaşımlarından yapılıyor. İşte fabrikalardaki motorlar, ne bileyim arabalardaki jeneratörler, klimalar, buzdolapları hepsinin kalbinde bakır salgılar var. E işte içinde yaşadığımız o binaların duvarlarının arkasından geçen yüzlerce metrelik belki kablolar, prizlere ve anahtarlara hayat veren o damarlar da hep bakır. Bu yüzden de aslında hani bir ülkenin sanayileşme hızıyla bakır tüketimi arasında neredeyse mükemmel bir ilişki var. korelasyon var ki buna bakır yoğunluğu da deniyor. Bir ekonomi tarımdan sanayiye geçerken, şehirleşirken esasen altyapısını kurarken devasa miktarda bakır tüketmek zorunda. Bakır kullanmak zorunda. Şimdi bu ilişki o kadar güçlü ki aslında genellikle küresel gayri safi yurtçi hasadaki her %1’lik büyümenin küresel bakır talebinde yaklaşık %2’lik bir artışa yol açtığı kabul edilir. Neden? Çünkü ekonomik büyüme demek daha fazla fabrika, daha fazla konut, daha fazla altyapı yatırımı, daha fazla araba ve daha fazla elektronik cihaz demek. Ve bunların hepsi tabii daha fazla bakır demek. Mesela bir konut projesi başladığında ilk sipariş edilen malzemelerden bir tanesi bakır borular ve kablolar. Bir telekomünikasyon şirketi altyapısını yenilemeye karar verdiğinde kilometrelerce bakır kabloya ihtiyaç duyuyor veya otomotiv sektöre canlandığında üretilen her araç için ortalama 20-2 kilogram bakır gerekiyor. Ki bakır işte dolayısıyla aslında ekonomik aktivitenin fiziksel bir yansıması bu açıdan baktığımızda. Yani soyut böyle bir büyüme rakamı değil de elle tutur somut bir eee olgu. Bu yüzden de yine mesela bu rolünü bir cümleyle böyle özetleyin derseniz belki de hani bakır olmadan elektrik yine bir laboratuvar deneyi olarak var olurdu diyebiliriz ama modern uygarlık asla var olmazdı bakır olmadan. Peki sanayi çağının bu vazgeçilmez metalinden bahsettik. Eee bu dijital ve yeşil çağa geçtiğimiz söyleniliyor ki bunu da çeşitli videolarla anlatmaya çalışıyorum. Eee burada önemini yitirecek mi bakır yeni dünya düzeninde? Bence yitirmeyecek. Tam tersi daha da artacak. Yani eğer 20. yüzyıl bakır için bir altın çağdiyse 21. yüzyılda belki de yeni bir bakır çağının şafağı olabilir diye düşünüyorum. Bunun sebebi de yeşil enerji dönüşümü. Şimdi mesela fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçiş malum tarihin gördüğü en büyük altyapı projelerinden bir tanesi. Ne zaman gerçekleşecek göreceğiz ama ki bu projenin temel taşı da eee yine bakır. Hatta yeşil teknolojiler geleneksel fosil yakıtlı sistemlere kadar çok daha fazla bakır yoğun diye gözüküyor. Uluslararası Enerji Ajansının raporları da bence bu gerçeği net bir şekilde ortaya koyuyor. Ajansın bazı analizleri var. Belki farkındasınız. Belki bakanlarınız, okuyanlarınız olmuştur. Yeşil enerji sistemleri geleneksel enerji altyapısına kıyasla ortalama olarak 3 kat daha fazla bakır gerektiriyor. Mesela birkaç somut örnek verecek olursak işte geleneksel mesela bir benzinli otomobilde yaklaşık 20-2 kilogram bakır kullanılırken tamamen bataryalı ve elektrikli araçta bu 80 kilograma kadar çıkabiliyor. Hatta aşıyor da 4 kat neredeyse. Karada kurulan işte bir rüzgar türbini mesela ürettiği her mewatt için tonlarca bakır gerektiriyor. Denizüstü tribünlerde bu miktar daha da fazla. Güneş panelleri mesela fotovoltaatik hücrelerden kablolara, invertörlerden trafolara kadar aslında her aşamada bakıra bağımlı. Kısacası aslında özetle söyleyecek olursak daha fazla elektrikli araba, daha fazla rüzgar tribini, daha fazla güneş paneli demek çok daha fazla bakır talebi demek. Ki uzmanlar sadece bu yeşil dönüşüm sebebiyle küresel bakır talebinin 2030 yılına kadar yaklaşık %30 artmasını bekliyorlar. Ki bu da mevcut madenlerin kapasitesini zorlayacak devasa bir talep artışı. Tabii fiyatlara yansır mı göreceğiz. Yani geleceğin enerji sistemini yani elektriği üreten, e, depolayan ve dağıtan o yeni nesil altyapıyı inşa etmek için kısacası milyonlarca ton bakıra ihtiyacımız olacak. Bu yüzden de aslında geleceğe dönük şu öngörüde bulunmak bence hiç abartılı olmaz. Geleceğin altını işte elektriğin damarlarında dolaşan bakır olacaktır diyeceğiz belki de. Burada tabii Çinin talebinden ve küresel arz haritasından da bahsetmek bahsetmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Tam bu noktada yani madem bakır bu kadar önemli peki burada eee bu oyunun en büyük oyuncuları kim diye sorabilirsiniz. İşte bu Doctor Cpper’ın yani nabzını kimler kontrol ediliyor diye sorabilirsiniz. Tabii burada arz ayrı tarafta, talep ayrı tarafta. İkisine ayrı ayrı bakabiliriz isterseniz. Talep tarafına baktığımızda eee tek bir devasa oyuncu görüyoruz aslında. O da tahmin edeceğiniz üzere Çin. Çin Halk Cumhuriyeti. Bugün dünyada üretilen her 100 ton bakırın yaklaşık 55 tonunu yani %55’ini diyelim üretilen bakırın Çin tüketiyor tek başına ki bu inanılmaz bir oran. Yani son 30 yılda Çin’in eşi benzeri görülmemiş. işte şehirleşme hamlesi, devasa altyapı yatırımları, işte yüksek hızlı trenler biliyorsunuz artık Şangay Pek’in arası 4 saat ki Amerika’daki aynı tren bu süreyi 30 küsur saatte alıyor. Eee, işte barajlar, elektrik şebekeleri diim bunlar ve dünyanın en büyük fabrikası haline gelmesi Çin’in onu doymak bilmez bir bakır tüketicisine dönüştürmüş vaziyette. Dolayısıyla aslında küresel bakır fiyatlarını anlamak istiyorsanız ilk bakacağınız şeylerden bir tanesi yani gözünüzün her zaman odaklanması gereken şey Çin’in ekonomik verilerinde olmalı. Çin’in ekonomik büyüme hızı artarsa bakır talebi de artar. bakır fiyatlarına bu artış yönünde yansıyabilir diyebilirsiniz. Ars tarafında ise yani bakırı üretenler arasında ise eee talep kadar hani konsantrasyon yoğun olmasa da yine birkaç tane kilit ülkenin sözünün geçtiğini yani en azından arıza damgasını vurduğunu görüyoruz. Bunlardan bir tanesi dünyanın en büyük bakır üreticisi. Açık arafarkta Güney Amerika ülkesi, Chili. eee, küresel arzın yaklaşık %27’sini tek başına sağlıyor ve aslında o açıdan da birazcık eee, şeydir. Çile yani Şile, Şile ekonomisi, Çile İngilizcesiyle malum biliyorsunuz Chile ekonomisinin büyüyüp büyümemesi bakır fiyatlarıyla çok koreledir. Bakır fiyatları arttığı zaman Şile ekonomisi canlanır. Dünyadaki bakır fiyatları arttığı zaman düştüğü zaman da durgunluğa girer. Hatta o yüzden de eee, Andres Velasco, Şili’de Maliye Bakanlığı yapmış bir Harvard profesörü. Onun aslında eee, Şili’de Maliye Bakanlığı yaptığı bir dönem var. o dönemi anlattığı bir YouTube yayını var. İsteyenler bakabilirler. Velasco, Velaso diye yazılıyor orada. İşte kendisi maliye bakanıyken bu Şile ekonomisinin bakır fiyatlara bağımlı olduğu için e kamu maliyesi de tabii bakır fiyatlarına bağımlı oluyor. İşte bakır fiyatları arttığı zaman kamu maliyesinde gelirleri artıyor. Bakır fiyatları düştüğü zaman düşüyor. İşte o da o maliyeyi bu bakır fiyatlarının döngüsü altında nasıl iyi yönettiğini, nasıl işte eee bakır fiyatları iyi seyrederken kenara para ayırdıklarını, sonradan daha zor dönemlerde bunu kullanabildiklerini vesaire falan anlatıyor. E ona eee bakmak isteyebilirsiniz. İngilizce bir sunum tabii ki ama çok keyifli bir sunum. Sanırım Oxford’da yaptığı bir sunum. Velas akademisyen aynı zamanda profesör dediğim gibi Harvard Kennedy School’da e %27’si Şili’de bunu söyledim. Yine onu bir başka Güney Amerika, Güney Amerika bakır yatakları açısından zengin bir bölge. Yine bir başka bir Güney Amerika ülkesi olan Peru takip ediyor. %10 eee dünya bakır arzının %10’u yaklaşık Peru’dan geliyor. Bu iki devi de Afrika’daki bakır kuşağında yer alan işte Kongo ve Zambya gibi ülkeler izliyor. Tabii ars tarafı talep tarafına göre çok daha kırılgan. Yani Şili’deki bir madenci grevi, Peru’daki bir siyasi kriz ve yeni bir maden için alınması yıllar süren çevre izinleri tabii küresel bakır arzını bir anda sıkıntıya sokabiliyor. Yani yeni büyük bakır yatakları bulmak ve işletmeye açmak 10 yıllar süren milyarlarca dolarlık yatırımlar gerektiriyor. O yüzden de kolay değil bunu yapabilmek. İşte bu Doktor Bakır’ın, Doktor Capper’ın teşhis gücü de aslında tam da burada devreye giriyor. Eğer Çin’den gelen imalat verileri, işte büyüme verileri zayıflamaya başlarsa bu Çinli fabrikaların daha az üretim yapacağı veya ve dolayısıyla da aslında daha az bakır sipariş edeceği anlamına geliyor. Ki bu beklenti bakır fiyatlarının anında düşmesine neden oluyor. Bu fiyat düşüşü de genellikle küresel büyümenin yavaşlayacağına dair ilk ve en net sinyal olarak kabul edilir. Henüz gayri safi yurtçi asla rakamları açıklanmadan. Çünkü bakır e fiyatları tabii ki günlük, saatlik, dakikalık oynuyor, saniyelik oynuyor. Hatta oysa gayri sarfi yurt hasıl rakamları işte birçok ülke için 3 aylık açıklanıyor biliyorsunuz. Daha dolayısıyla bu gayri safi yurtçi hasılar rakamları açıklama istatisti açıklanmadan eee borsalar düşüşe geçmeden önce aslında Bakır teşhisini koymuş oluyor. O yüzden de işte doktor bakır diyoruz bir açıdan da. Bu yüzden de aslında piyasaların yine o meşhur sözünü tekrar edelim. borsada genel bir düşüş başlamadan önce bakır fiyatları çoktan öksürmeye başlamıştır derler. Şimdi eee bu hani isterseniz bu doktor bakır, doktor cer eee konseptini biraz daha derinleştirelim. Yani bu bakırın erken uyarı sistemi rolüne biraz daha derinden bakalım. Çünkü yani şey diye sorabilirsiniz. Neden bu metal eee diğer tüm MTAR veya göstergelerden diyelim daha güvenilir bir erken uyarı sistemi olarak kabul ediliyor? Piyasanın aslında ona bu ismi takmasının sebebi şu. Doktor kaper doktor bakır ekonomi alanın doktorası olmayan ama ekonomiyi en iyi teşhis eden metal. Ya onun bu kehanet yeteneği işte kullanım alanının evrenselliğinden geliyor. Aslında bakır ekonominin tek bir sektörüne değil neredeyse tüm sektörlerine dokunuyor. Küresel üretim işte uluslararası ticaret, inşaat, enerji, telekomünikasyon, otomotiv, elektronik hepsinin ortak paydasında bakır var. Altın gibi değil. Yani altın genellikle finansal korku ve belirsizlik anlarında işte savaş çıkma korkusu vesaire eee talep görüyor günümüzde olduğu gibi. Petrol gibi de değil. Petrolün fiyatı OPEC gibi. İşte bu petrol ihraç eden ülkeler örgütü merkezi Viyana’da olan OPEC’in kararları gibi politik faktörlerden de etkileniyor. Hatta çok daha fazla etkileniyor. Bakır ise saf ve filtresiz bir şekilde aslında reel ekonomik aktivitenin adeta bir barometresi. Yani talep zincirindeki yeri de aslında belki birazcık onu özel kılıyor. Çünkü bakır bir araba veya buzdolabı gibi nihai bir ürün değil. Sonuçta bir ara ürün. O bu ürünleri yapmak için gereken temel bir girdi. Ya buzdolabını yapmak için işte arabayı yapmak için gereken bir girdi. Bu yüzden bir şirket gelecekte üretimini arttırmayı planlıyorsa işe önce bakır sipariş ederek başlıyor. Eğer geleceğe dair beklentiler de tam tersine kötüyse ilk keseceği maliyetlerden bir tanesi de hammadde sipariş. Yani dolayısıyla bakır talebindeki bir düşüş o şirketlerin geleceğe dair karamsarlığının veya iyimserliğinin ilk somut kanıtı diyelim. Hani bakır talebindeki artış iyimserliğinin bakır talebindeki düşüşte karamsarlığının ilk somut kanıtı. Tarihten mesela birkaç tane örnek verebilirim bunu. E daha fazla hani eee ne bileyim arkasını desteklemek için bu söylediğim görüşün 2008 küresel finans kriz öncesinde 2007’nin sonlarından itibaren bakır fiyatlarında sert bir düşüş başlamıştı aslında. Hani bu da Lemon Brothers batmadan veya krizin adı konmadan çok önce aslında küresel inşaat ve sanayi sektöründeki yavaşlamanın bir habercisiydi. Yine 2020 pandemi öncesinde, 2019’un sonlarında ve 2020’nin başında Çin’den gelen ilk haberlerle beraber bakır fiyatları yine keskin bir düşüş yaşadı. Bu da dünyanın fabrikasının kepen kapatacağı ve küresel tedarik zincirlerinin durma noktasına gireceğinin sinyaliydi. Aynı şekilde yine 2020’de Covid pandemisi sonrasında toparlanma başlarken bu toparlanma sırasında bakır fiyatlarının rekor seviyelere çıkması da aslında ekonomilerin beklenenden daha hızlı bir şekilde yeniden açıldığının ve bastırılmış talebinde bir anda patladığının en güçlü göstergesiydi. Yani yine tabii işte böyle bir vurucu bir cümleyle söyleyecek olursak eğer bakır fiyatı düşüyorsa dünya ekonomisinin ateş çıkmış demektir diyebiliriz. Ya sonuç olarak aslında toparlayacak olursak belki de bugün gördük ki bakır sadece bir endüstriyel metalden çok daha fazlası. O o üretimle tüketim arasında, enerjiyle toplum arasında, geçmişle gelecek arasında aslında adeta kurulmuş kırmızımsı, kahverengi kırmızı karışık bir köprü ki o uygarlığın belki de sessiz ama en çalışkan işçisi de diyebiliriz. Binlerce yıldır işte aletlerimizi şekillendirdi. Son 200 yıldır şehirlerimizi aydınlattı ve belki de işte önümüzdeki yüzyılda da gezirgenimizi daha temiz, daha yeşil bir geleceğe taşıma görevini üstlenecek. Belki de bize öğrettiği en önemli ders de ekonominin sadece bilançolardan, faiz oranlarından veya borsa endekslerinden de ibaret olmadığı, ekonomi dediğimiz şey aslında temelinde, en temelinde hatta belki de topraktan bir şey çıkarmak, onu işlemek ve insanların hizmetine sunmak. Bakır da aslında bu temel sürecin nabsızdır diyebiliriz. Ya bir ülkenin veya diyelim ki dünyanın geleceğini gerçekten anlamak istiyorsanız belki de bakmanız gereken yer ne Merkez Bankası’nın, merkez bankalarının diyelim parlak binaları ne de borsaların o yanıp sönen ekranları. Belki de bakmanız gereken tek şey o atıyorum Şili’deki işte Atakama çölündeki dev bir makır madeni. Çünkü oradaki faaliyetin hızı tabii fiyata hemen yansıyor. Siz belki madene bakamazsınız ama fiyata bakabilirsiniz. Size geleceğe dair her şeyden daha fazlasını anlatabilir ki işte dediğim gibi sözlerini de belki bitirirken bu eee metal serisini şu ana kadar en azından yaptığımız kadarıyla özetleyen son cümleyi de bitireyim. İşte altın güvenin, gümüş zerafetin e platin paladyum asaletin demiştik. Bakır ise uygarlığın kendisinin metalidir diyebiliriz. Lütfen bu videoyu bilgilendirici bulduysanız beğenerek ve kanala da abone olarak bana destek olabilirsiniz diye düşünüyorum. Yorumlarda yine bakır hakkındaki düşüncelerinizi, bakırın iyi bir yatırım aracı olup olmadığı konusundaki düşüncelerinizi tabii ki de yatırım tavsiyesi vermeden paylaşırsanız çok sevinirim. Yine kanalı da işte beğenerek, paylaşarak, hypelayarak belki ücretli üyelik düşünerek e ama her şeyden önce de hoplamadan, atlamadan diyelim, bütün videoları izleyerek kanala destek olabilirsiniz. Ve tabii ki yine bir de destek olabileceğiniz bir şey de kitabım. Tekrar tekrar söylüyorum. Bu hesapta bir gariplik var. ekonomiyle kandırılmak. Kırmızı Kedi yayınevinden çıktı. İnternet sitelerinde Amazon’dur, hesap şeydir, kitap yurdudur, BKM kitaptır vesaire hepsine satılıyor. Alabilirsiniz veya kitapçılardan. Çünkü bu mesela bakırı da orada anlatıyorum. Bilmiyorum bakanlar belki vardır veya işte altını da orada anlatıyorum. Eee daha ayrıntılı, daha tabii ki de disiplinize edilmiş bir şekilde sonuçta bir kitap yani bir konuşma değil. E ona da bakmak isteyebilirsiniz. destekleriniz dediğim gibi eee Daru Şofak Eğitim Kurumlarıyla her daim paylaşılıyor. Eee söyleyeceklerim bu konuyla ilgili bu kadar. Bu seriye devam edeceğiz bu arada. Yani bakırla bırakmayacağız. Nikel, kobalt, eee böyle demir bunlarla devam edeceğim aslında elimden geldiğince. Tabii ki diğer serilere de ülke ekonomilerine de devam edeceğiz. Eee işte ekonominin düşünce babanına zaten devam ediyoruz. Sonuna yaklaşmış vaziyetteyiz. Onu da yapacağız. E işte güncel konuları zaten konuşuyoruz. Yeni dünya düzeninde konuşuyoruz. Orada B açılımının ne anlama geldiğini bir sonraki videoda inşallah söyleyeceğim. Böyle devam edeceğiz. Eee ilginiz için teşekkür ediyorum ve hepinize iyi günler diliyorum.