2025 YKS Sonuçları Açıklandı! İktisat/Ekonomi Tercihi Yapmadan Önce Mutlaka İzleyin
Bu Bölüm Hakkında
2025 YKS sonuçlarının açıklanmasının ardından iktisat ve ekonomi bölümü tercih etmeyi düşünen öğrencilere yönelik kapsamlı bir rehber sunuluyor. Doğru üniversite ve program seçiminde dikkat edilmesi gereken kriterler, iktisat eğitiminin kazandırdığı analitik düşünme becerileri ve kariyer olanakları ele alınıyor. Vakıf ve devlet üniversitelerindeki farklı program adları, kampüs hayatının önemi ve tercih sürecinde bilinçli karar vermenin gerekliliği vurgulanıyor.
Ele Alınan Konular
- YKS sonrası iktisat ve ekonomi bölümü tercih rehberi
- Doğru üniversite ve program seçim kriterleri
- İktisat eğitiminin kazandırdığı beceriler
- Vakıf ve devlet üniversitelerindeki program farklılıkları
- Kampüs hayatı ve sosyal aktivitelerin önemi
Kayıt ikisatan herkese merhabalar. E bu yayını 2025 Yükseköğretim Kurumları sınavı YKS sonuçlarının açıklanması itibariyle yapıyorum. Tercihler henüz başlamadı. Birkaç gün içerisinde başlayacak. İşte ben de burada iktisat veya ekonomi veya işte farklı adlarda da adlandırılan benzer programlar var. ekonomi ve finans. Eee, işte ne bileyim ben eee uluslararası ticaret bile yer yer. Eee, finansal ekonomi vesaire gibi değişik özellikle vakıf üniversitelerinde eee, ekonomi ve iktisat dışında adı alt yani iktisat ve ekonomi adları dışında farklı adlarla farklı bölümler var ama aslında 3 aşağı 5 yukarı büyük ölçüde ekonomi veya iktisat bölümlerinin programlarını izliyorlar. İşte doğru üniversiteyi nasıl seçersiniz? Doğru programı nasıl seçersiniz? Özellikle işte bu alanlarda seçim yapmak isteyen öğrenciler için bir yayın hazırlayayım istedim. Özellikle öncelikle bir de şunu da söylemek isterim. Bu yayına geçmeden evvel biraz eee kendi reklamım gibi olacak ama özellikle ekonomi ve iktisat alanında tercih yapmak isteyen öğrenciler ve bir noktada o programa yerleşen öğrenciler bu kitabı yazın alıp okumak isteyebilirler. Eee bu kitabı okumaları için herhangi bir ekonomi dersi daha evvelden almış olmalarına gerek yok. Eee bu hesapta bir gariplik var. Ekonomiyle kandırılmak benim kitabım. Eee Kırmızı Kedi yayınlarından Haziran ortasında çıktı. Eee çeşit bütün internet sitelerinde ve kitapçılarda satılıyor. Oradan bulabilirsiniz. eee hakikaten de özellikle ekonomi ve iktisada ilgi duyan öğrencilerin ve dediğin gibi daha evvelden ekonomi ve iktisat dersi almadan da okuyabilecekleri bir kitap. Hatta belki de bunu okuyup da bölme başlarlarsa bence çok daha faydasını görürler diye düşünüyorum. Onu da söylemiş olayım. Şimdi tabii eee ben biliyorsunuz Boğaziçi Üniversitesi İktisat bölümünde öğretim üyesiyim. Profesör unvanıyla çalışıyorum ve bugün amacım işte bu iktisat okumayı veya iktisata yakın bölümlerde okumayı düşünen, planlayan öğrencilerin kafasındaki bazı kritik soruları yanıtlamak. Çünkü doğru tercih yapmak bence hayatımızın en önemli kararlarından bir tanesi ve bu kararı verirken nelere dikkat etmemiz gerektiğini bilmek bence oldukça değerli ve önemli. Ama öncelikle şunu söyleyeyim aslında. Eğer iktisat, ben bundan sonra iktisat diyeceğim artık. Hani farklı adlar varama söylediğimiz gibi hani genellikle özel üniversitelerde vakıf üniversitelerinde daha doğrusu eee ekonomi daha çok kullanılıyor. İktisat daha nadiren kullanılıyor. İstisnaları tabii ki var. Devlet üniversitelerinde ise daha ziyade iktisat kullanılıyor. Ekonomi kullanılmıyor. Yine tabii ki istisnaları var. Ama bir de dediğim gibi bunların böyle farklı farklı cigs isimler diyelim. Havalı isimlerle oluşturulmuş farklı varyasyonları da var. Ama önemli olan ben buna iktisat diyeyim artık burada. İktisat okumak eğer istiyorsanız eğer hangi üniversiteyi seçeceğinizi bilmiyorsanız aslında yalnız değilsiniz. Çünkü her yıl binlerce öğrenci aynı kararsızlığı yaşıyor açıkçası. Ve işin kötüsü de çoğu öğrenci sadece puanlara bakarak maalesef tercih yapıyor ve sonrasında da pişman oluyor. Var öyle örnekler. Hatta bizzat tanıdığım bir örnek var. Sırf puanı yüksek diye gittiği üniversiteden iktisat bölümünde değildi ama 1. sınıfın sonunda ayrılmak zorunda kaldı. Çünkü bölüm de söylemiim şimdi ama neden ayrılmak zorunda kaldı? Çünkü gittiği yerde o alandaki eğitim adı altında aslında başka bambaşka bir şey verildiğini fark etti. İşte bugün size anlatacaklarım da amacı aslında bu hataya düşmemeniz için bir adeta yol haritası eee sunmak. Şimdi burada tabii iktisat nedir? Kimler okumalı diye belki de başlamak lazım sözle. Çünkü iktisat biliyorsunuz önce tanımını yapmak gerekirse işte toplumların sınırlı kaynaklarının nasıl kullanıldığını inceleyen bir sosyal bilim. Bu en çok kullanılan tanımı. Çok da yeterli bir tanımı değil. Başka tanımları da var. işte ayrıntısını isteyenler kitaba bakabilirler ama iktisat tabii artık sadece teorik bir alan değil. Günümüzde iktisat işte veri bilimi, matematik, istatistik ve tabii ki bir sosyal bilim olmasından hareketle sosyoloji, psikoloji, tarih, eee felsefe bu alanlarla iç içe geçmiş durumda. Teknolojiyle iç içe geçmiş durumda. Yani işte artık iktisat derslerinde çok farklı yazılımlar da öğretiliyor. Python’dır. Çünkü aslında artık iktisatçı olarak mesela Excel’de diyelim ki eee basit grafikler çizmek yetmiyor aslında. Büyük veri setlerini eğer özellikle de böyle veri analizine dayalı bir iktisatçı olacaksanız illa öyle olmanız da gerekmiyor ayrıca. Ama eğer olacaksanız eğer işte büyük veri tabanlarını analiz edebilmeniz, ekonometrik modeller kurabilmeniz belki makine öğrenmesi tekniklerini uygulayabilmeniz lazım. Bu sayılarla aranızı ise aslında yapabileceğiniz bir şey. Bir de tabii amin zaten toplumsal sorunlara da ilgi duyuyorsanız aslında yani ikisinin de bir arada olması gereken bir e bilim iktisat. Hem biraz matematiğe de ilgi duymanız lazım hatta belki birazın ötesinde ama aynı zamanda toplumsal sorunlara karşı duyarlı ve ilgili de olmanız lazım. İşte oam eğer bu ikisine de varsa sizde işte o zaman iktisat hakikaten tam size göre bir bölüm eee diyebiliriz. Ama tabii matematik sevmeyen verinin iktisatta başarılı olması biraz zor. Onu da söyleyeyim baştan. Hatta şöyle diyeyim. Eğer matematik derslerinden nefret ediyorsanız bence iktisat yerine başka bir eee sosyal bilim dalını veya başka bir bilim dalını seçmeniz bence daha doğru olacaktır diye düşünüyorum. Peki iktisat mezunu ne iş yapar ki bu soruyu da çok duyuyoruz. Özellikle lise öğrencilerinden, annelerden, babalardan. Yani tabii aslında pek çok şey yapabilirler. İşte bankacılıktan danışmanlığa, kamu yönetiminden, akademiye, işte veri analitiğinden, girişimciliğe kadar çok geniş bir yelpazede çalışıyorlar mezunlar. İşte Google’da çalışan da var, Amazon’da veri analisti olarak çalışan da var, hazinede Merkez Bankası’nda ekonomist olan da var, bankalarda ekonomist olan da var. işte ne bileyim McKinsey işte Boston Consulting Group gibi danışmanlık firmalarında çalışanlar da var. Bazıları kendi standartlarını kuruyor. Yani iktisat size aslında çok geniş bir kariyer yelpazesi sunuyor ama tabii ki bunun için iyi bir eğitim almanız da şart. Tabii amaçla burada meslek edindirmek de değil onu da söyleyelim. O çok bilinen bir yanlış aslında. Üniversiteler meslek okulları değiller. İlla size meslek iş garantisi de vermek zorunda da değiller bence. Tabii pratikte bu böyle olmuyor. İnsanlar böyle bir beklenti içerisine giriyorlar ama aslında öyle olmaması lazım. üniversitelerin size bir düşünce pratiği kazandırması, hayattaki sorunlarla veya iş yaşamında karşılaşacağınız sorunlarla başa çıkmayı öğretiyor olması lazım. Eee, e tabii bunları eğer iyice öğrenirseniz tabii ki herhangi bir alanda iş bulmanızın bir sıkıntı olmaması lazım. Tab pratikte bu böyle işlemeyebiliyor. Bunu da kabul ediyorum. Şimdi burada tabii belki de asıl meseleye gelmek lazım. Hangi üniversiteyi eee seçmelisiniz? Çünkü burada eee farklı farklı kriterler rol oynayabilir ve maalesef bir de şu da var. Türkiye’de maalesef üniversiteler son 10 yıldır hatta belki de biraz daha fazla bir süredir gittikçe geriye gidiyorlar her alanda. Ve bu bütün üniversiteler için böyle. Tabii bazıları daha hızlı geriye gidiyor, bazıları daha yavaş geriye gidiyor ama istisnasız hepsi en yüksek puanlıdan en düşük puanlıya kadar bütün üniversiteler Türkiye’de açık ve net söyleyebilirim bunu bir üniversite camiasından biri olarak geriye gidiyor. Bu çok açık. Eee ama yine de tabii ki yani yurt dışında okuma şansınız var yok onu bilemiyorum. O maddi şeyler de gerektiriyor bazen veya farklı bir işte sınavlara girmeniz lazım. Kendinizi farklı hazırlamanız lazım. Eğer elinizdeki şu olan buysa yani Türkiye’de üniversite okumak durumundaysanız eğer hangi üniversiteyi seçmelisiniz bu sınav sonucunda sorusuyla karşı karşıyayız. İşte burada ilk kriterimiz bence öğretim üyelerinin mutlu olduğu üniversite olmalı. Gerçi işte bu kriteri koyduktan sonra pek de fazla üniversite kalmıyor elde ama maalesef yine de bu kritere bakmak lazım ya. Çünkü bu oldukça kritik bir nokta bence. Y eğer bir üniversitede öğretim üyeleri mutsuzsa, yönetimle sorunları varsa, araştırma yapamıyorlarsa o üniversitede kaliteli eğitim alamazsınız. Eee mutsuz hoca iyi ders veremez. Bu kadar basit yani bu açıkçası. Geçen yıl yani toplu istifaların olduğu üniversiteler de olmuştu. Eee yani değil mi? 15 yıl öğretim üyesinin birden istifa ettiği oldu mesela. Şimdi düşünebiliyor musunuz? Yani o üniversitede okuyan öğrencilerin durumunu bir düşünün. hocalara gidiyor yerine yenisi geliyor gelmiyor. Gelenin ne kadar tecrübeli veya kaliteli olduğu ayrı bir hikaye falan gelse bile tecrübesiz oluyor. İşte dolayı müfredat yarım kalıyor. Dersler açılamıyor yeterince ki bu yüzden mutlaka üniversitenin son birkaç yıllık öğretim üyesi hareketliliğine ve öğretim üyelerinin en azından içeriden bilgi alabiliyorsanız eğer mutluluğuna bakın derim. Buna bakmak da kolay değil. Bunu da kabul ediyorum ama bence oldukça önemli. Ama burada şuna bakılabilir belki. Bir de üniversitenin web sitesine girin. Öğretim üyelerinin son yayınlarına bakın mesela. Tek başına tabii ki bir kriter değil ama aktif olarak araştırma yapıyorlar mı? Uluslararası derg’lerde kaç yayınları var? Google Scholar da mesela akademik arama tabanı e Google’ın. Oraya bir girin bakın ne yapmışlar. Ya burada tabii sadece metrikleri indirgemek de istemiyorum. İşte age index gibi mesela metrikler var. Üniversitede hocalarının performansını ölçmekte kullanılıyor. Tek başına tabii ki bunlara bakmamak lazım ama bütün hepsiyle beraber bunları bir değerlendirmekte fayda var. Yani son 5 yılda kaç makale yayınlanmış, nerelerde yayınlanmış? Sosyal medyada sosyal medyada aktifler mi? E toplumsal sorunlara dair görüş bildiriyorlar mı? Twitter’da, LinkedIn’de takip edebileceğiniz hocalar var mı? Eee, işte bunlar bence size hepsi beraber tek başına hiçbiri değil ama hepsi beraber bir ipucu verecektir diye düşünüyorum. Bir de eğer mesela bir bölümün web sitesine girdiniz, baktınız hocaların özgeçmişleri 2015’te kalmış mesela. Daha sonra doğru düzgün güncellenmemiş bile. İşte orada bir sorun var demektir aslında. İkinci kriterimiz ders programı. Lütfen ders programlarını inceleyin. Bazı üniversitelerde ders programı o kadar katıdır ki mesela Türkiye’de öğrenci neredeyse hiçbir seçim seçmeli ders seçemez. seçse bile bir iki tane dersten bir tanesini seçmek zorundadır. 4 yıl boyunca alacağınız tüm dersler neredeyse belirlenmiştir. Doğru düzgün bir seçmeli yoktur. Bu da aslında modern eğitim anlayışına aykırıdır. Oysa modern iktisat eğitiminde, modern eğitimde aslında dünyada esneklik çok önemli. Size temel bazı dersleri verdikten sonra e ilgi alanınıza göre uzmanlaşma imkanı sunmalı üniversitede. Mesela düşünün ki siz çevre ekonomisine ilgi duyuyorsunuz. İklim değişikliği, işte karbon piyasaları, atıyorum yeşil ekonomi konuları dikkatinizi çekiyor. Seçtiğiniz üniversitede bu alanda dersler var mı? veya davranışsal iktisat mı merak ediyorsunuz? İnsanlar neden rasyonel olmayan kararları alıyorlar? İşte nöroiktisat nedir? Deneysel iktisat nasıl yapılır? Bu sorulara cevap mı arıyorsunuz? Peki üniversitenizde davranışsal iktisat alanında bir hoca var mı? Davranışsal iktisat laboratuvarı var mı? Bu derslere verecek uzman hoca var mı? Şim bunları sormak lazım. Veya başka bir örnek finans alanında mesela uzmanlaşmak istiyorsanız diyelim. Sadece teorik finans dersleri yeterli olmaz. İşte Bloomberg terminali olan bir laboratuvar var mı mesela? Gerçek piyasa verileriyle çalışma imkanınız olacak mı? işte fintech, kripto paralar, ne bileyim blockchain gibi güncel konularda ders var mı yoksa hala 1990’ların, 80’lerin finans teorisi mi öğretiliyor? Bir de ders programını incekken şuna da dikkat etmenizi tavsiye ederim. Yani zorunlu ders sayısı çok mu fazla, seçmeli ders havuzu geniş mi? Ve en önemlisi belki de o seçmeli dersler gerçekten açılıyor. Böyle katalogda bazen kağıt üstünde yer alır ama son 5 yıldır hiç açılmamıştır mesela. Eee, hani bazı üniversiteler hakikaten kağıt üzerinde yüzlerce seçmeli ders gösterirler ama bunların neredeyse çoğunluğu hiç açılmaz. mutlaka son birkaç dönemde hangi derslerin açı ki pek çok üniversitenin e dönem dönem hangi dersleri açtığı mesela bir benim de çalıştığım üniversitelere dahil olmak üzere kamuya açık web sitelerinde var. Girip bakabilirsiniz. Eee bir de burada mesela üçüncü belki bir kriter mezunların durumu. O üniversiteden olan mezunlar ne yapıyorlar? Eee iş bulabiliyorlar mı? Hangi şirketlerde çalışıyorlar? Yüksek lisans, doktora için hangi üniversitelerden e kabuller alıyorlar? Bu bölgeleri mutlaka araştırın derim. LinkedIn’e girin. O üniversitenin o bölümün mezunu mezunlarını arayın. Ne iş yapıyorlar? Memnunlar mı? Hatta belki bir şekilde onlarla irtibata kaçıp sorabilirsiniz. Eğer mezunlar işsizse veya ancak alakasız işlerde çalışabiliyorlarsa işte o üniversiteye girmenin bir anlamı olmayabilir. Okumasanız belki de daha iyidir diye düşünüyorum. Bir de bazı üniversiteler mezun takip sistemi kuruyorlar. Eee istatistikler yayınlıyorlar. Bu istatistikler işte mezunlar yüzde kaçı 6 ay içerisinde iş bulmuş? Ortalama başlangıç maaşları ne kadar? Yüzde kaçı yüksek lisans devam etmiş? Hangi üniversitelere kabul almışlar? Eğer bir üniversitede bu verileri paylaşmıyorsa muhtemelen saklamak için bir nedeni vardır diye de düşünebilirsiniz. Tabii 4düncü kriterimiz araştırma olanakları ve altyapı. Hani iyi bir iktisat eğitimi için iyi bir kütüphane şart ki sadece fiziksel kitaplardan da bahsetmiyorum. Fiziksel kitap sayısı da oldukça önemli ama işte ne bileyim ben J Store, Science Direct, Springer gibi akademik veri tabanlarına erişiminiz var mı? İşte The Economies, Financial Times, işte Wall Street Journal’dır veya farklı gene uluslararası gazeteler ve dergiler bu yayınlara ücretsiz ulaşabiliyor musunuz? İşte Stata, SPSS, Matla, Python gibi programların lisansları var mı? Veriliyor mu üniversite tarafından? Çünkü bunlar olmadan modern iktisat eğitimi alamazsınız. Buna da bakmak gerekiyor diye düşünüyorum. Ki bilgisayar laboratuvarları bu açıdan kritik. Haftada bir kez girdiğiniz eski bilgisayarların olduğu bir laboratuvar yeterli değil kesinlikle. Yani 724 erişebileceğiniz güncel yazılımların yüklü olduğu laboratuvarlar olmalı. Bazı üniversiteler öğrencilere dizüstü bilgisayarlar veriyor. Artık herhalde gerçi ekonomik kriz ortamında bu pek kalmadı ama e artık herhalde belli bir eee burs veya puanın üzerindekileri ancak veriyorlar ama işte veya ne bileyim kiralama imkanı sunuyorlar en azından. İşte bunlar da önemli avantajlar tabii ki. Çünkü üniversite öğrencisinin bence kişisel bir bilgisayarı olması gerekiyor artık. Eee, öğrenci kulüpleri oldukça önemli. Yani var mı? Ne yapıyorlar? Aktifler mi? Ekonomi kulübü aktif mi? Konferans, seminer düzenleniyor mu? İktisat bölümünün kendi dergisi belki var mı? E, öğrencilerin çıkardığı dergi var mı? Ya bunların tabii ki tek hepsinin olması gerekmiyor burada. Onları söyleyeyim. Bunların hepsine bir bütün olarak bakmak lazım. Öğrencileri araştırma, projelerine dahil ediyorlar mı? Staj imkanları sunuluyor mu? Eee, Erasmus gibi değişim programları var mı? Hani üniversitelerin kalitesi Türkiye’de gittikçe düşüyor. Hani bazı kişilerin belki yurt dışında üniversite okuma e şansı oluyor olmuyor ayrı mesele ama en azından Erasmus’la hatta kamudan da destek alarak veya bir şekilde kendinize imkan yaratarak en azından bir dönemi yurt dışında okuyabilirsiniz. Üniversitenizin yani o üniversitenin gittiğiniz üniversitenin anlaşmalı olduğu Avrupa Birliği’ndeki başka bir üniversiteyle ki burada en azından farklı bir pedagoji, farklı bir işte öğretim formati, farklı bir üniversite kültürü görürsünüz. Bu oldukça önünüzü açar diye düşünüyorum. İşte çift danad, yan dal imkanları var mı? Bunların hepsi aslında eğitiminizi e zenginleştirecek unsurlar. Tabii bir de kaçınmamız gereken üniversitelerden belki bahsedebiliriz. Bunlar hep böyle şey kriterleri. Kaçırmamız gereken üniversiteler mesela özellikle sadece puanı yüksek diye bence bir üniversiteyi tercih etmeyin. Eee o puan geçmiş yılların verisi aslında ve öğrencilerin tercihlerine dayanıyor ve her şeyi yansıtmıyor aslında. Tabii ki bir şey söylüyor. Yani hiçbir anlamı yok demiyorum kesinlikle ama bazen bir üniversitenin puanı sırf İstanbul veya Ankara’da olduğu için de yüksek oluyor ama eğitim kalitesi o kadar da iyi olmuyor. Ya da tam tersi Anadolu’da harika bir bölüm vardır belki ama şehir küçük diye puanı düşük olabiliyor. Eee ikincisi öğretim üyesi yetersiz. öğretim üyesi sayısı yetersiz olan bölümlere sakın sakın gitmeyin. Yani 3 be hocayla iktisat bölümü olmaz. Onu söyleyelim. Eee yani çünkü 35 hoca varsa bu hocalar haftada 202 saat ders veriyordur. Eee o kadar dersi veren hocadan hayır gelmez açıkçası. Ne araştırma ne eğitim anlamında. En az 1520 öğretim üyesi olmalı ve bunlar farklı alanlarda uzmanlaşmış olmalı. Yoksa hep aynı hocadan ders alırsanız farklı bakış açıları göremezsiniz. Üstelik o hoca hastalanındır, izin ayrılırsa dersiniz açılmayabilir. Eee ve tabii ki o hoca çok fazla ders verdiği için de eğitim kalitesi düşer, araştırma kalitesi de düşer. Üçüncüsü, sürekli hoca değişimi yaşayan, hocaların mutsuz olduğu, yönetimle sorunlar yaşayan üniversitelerden bence uzak durun. Eee bu tür yerlerde eğitim kalitesi düşük olur. Moral bozuktur. Öğrenciyle kimse ilgilenmez. Bunu da nasıl anlarsınız? Tabii gazeteleri, medyayı takip ederek belki de üniversiteyle ilgili haberlere bakarak öğretmenler yani pardon öğrenciler veya öğretim üyeleri sık sık yönetimi protesto ediyorlar mı mesela? Soruşturmalar açılıyor mu öğretim üyelerine karşı? Bunlar oldukça kötü sinyaller bence. Eee, dördüncüsü ders programı çağ dışı kalmış mı, kalmamış mı? Mesela hala 1980’lerin müfredatını uygulayan maalesef yerlerden kaçmak gerekiyor. Eğer bir iktisat bölümünde hala doğru düzgün bir bilgisayar dersi yoksa, ekonometri dersi yetersizse, veri analizi öğretilmiyorsa bence orası size göre değildir. Dünya değişti artık. İktisat eğitimi de değişmeli ve değişti. Değişiyor. Türkiye’de de değişmeli. Bir de sadece teorik eğitim veren, uygulama imkanı sunmayan yerlerden de bence uzak durun. Hani iktisadı öğrenmek için. Çünkü sadece teorik bilgi yeterli değil. Veriyle çalışmak lazım. Projeler yapmak lazım. Gerçek dünya problemlerini analiz etmek lazım. Eğer bir bölümde sadece tahta başında ders anlatılıyorsa, laboratuvar çalışması yoksa, proje bazlı öğrenme yoksa bence o bölüm çağ dışı kalmıştır diyebiliriz. Eee yani burada da bölüm isimleri var dediğim gibi. İktisat, ekonomi, ekonomi ve finans, uluslararası iktisat, iktisat ve finans, ekonomi ve yönetim bilimleri falan farklı isimler göreceksiniz. Bence isme takılmayın. Bunu konuşmanın başında da söyledim. Ders programına bakın. Bazen ekonomi ve finans adı altında neredeyse hiç iktisat dersi olmayan programlar olabiliyor. Sadece işletme derslerine biraz makro mikro eklemişler. İktisat bölümü diye satıyorlar. Ya da tam tersi çok iyi bir program farklı bir isimle e karşınıza çıkabiliyor. Özellikle son yıllarda açılan İngilizce programlara dikkat edin. Yani İngilizce eğitim çok bence avantaj ve önemli ama salt İngilizce olması yeterli değil. Hani o İngilizce eğitimi kim veriyor? Hocaların İngilizcesi yeterli mi? Ders materyalleri güncel mi? Yoksa böyle Google Translate’le çevrilmiş ya da belki de artık işte artificial intelligence chat botlarla çevrilmiş e slaytlar mı gösteriliyor ki maalesef bazı üniversitelerde böyle rezaletler yaşanıyor. Onu da söyleyelim. Çok net bir de tavsiye vereyim size. Yani bence üniversite ziyaret günlerine varsa gitmeyi düşündüğünüz üniversitenin ve gitme imkanınız varsa mutlaka katılın. Gidin kampüsü görün. Öğrencilerle konuşun. Hocalarla tanışmaya çalışın. Derslere yaz okulundaki derslere şu an hala açıksa misafir öğrenci olarak girme imkanınız var mı? Sorun. Bir günlüğün hani o üniversitenin öğrencisiymiş gibi yaşayın. Yemekhanede belki yemek yiyebilirsiniz. Kütüphaneye girmeye çalışabilirsiniz. Kantinde oturup öğrencilerin havasını solayabilirsiniz. Mutlular mı, memnunlar mı? Yoksa herkes bir an önce mezun olup gitme derdinde mi? Email atın, sorularınızı sorun. Size dönüş yapıyorlar mı? İlgileniyorlar mı? Aslında bunlar da önemli göstergeler. Yani eğer daha tercih aşamasındayken size kimse dönüş yapmıyorsa hani öğrenci olduğunuzda muhtemelen hiç ilgilenmeyeceklerdir ki bazı bölümler özel WhatsApp grupları kuruyor, aday öğrenciler için webinarlar düzenliyor, tanıtım videoları yapıyor. Bunlar işte öğrenciye değer verdiklerinin göstergesi aslında. Eee bir de şeyden bahsedeyim ya Türkiye’de biraz iktisat eğitiminin genel durumundan kısaca eee ve sonra da bitireyim artık bu tanıtımı ki zaten bana da her zaman email’e de ulaşabilirsiniz. Email adresim zaten kanalda mevcut. İsmimi internette aratırsınız orada da mevcut. Şimdi maalesef Türkiye’de iktisat bölümleri 1980 sonrası biraz siyasi kadrolaşma ve kontenjan yaratma amacıyla biraz bölünmüş durumda. İşte ekonometri, maliye, çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri gibi ayrı ayrı bölümler kuruldu. Ama aslında bunların hepsi biraz iktisattan doğmuş bölümler ki Amerika ve Avrupa’da böyle ayrımlar çok fazla yok açıkçası. Avrupa’da bazı ülkelerde var ama Amerika’da hiç yok. Eee, tek bir economics department mesela var genelde ve herkes kendi alanında uzmanlaşıyor. İşte bu yüzden bölüm isimlerine takılmayın dedim ya. Yani aslında bu yüzden dedim açıkçası. E bir de tabii bu bölümme ne yazık ki kaliteyi de düşürdü. Onu da söyleyelim. Her bölüm kendi başına buyruk koordinasyon olmadan kaynaklar bölünmüş vaziyette oldu. Ki bu yapay ayrım yüzünden öğrencilerin de kafası karıştı. Maliye mi okusam, iktisat mı, ekonometri mi eee şeyi oldu. Aslında çoğu da çok benzer. Sadece vurgu farklı birazcık aslında ki bence benim tavsiyem tekrar söylüyorum yani eğer gerçekten iktisat okumak istiyorsanız bu yapay ayrımlara takılmayın. Ders programına bakın. Mikro makro ekonomik dersleri güçlü mü? Matematik ve istatistik altyapısı sağlam mı? Seçmeli ders havuzu zengin mi? Bunlar varsa eğer bölümün adı ne olursa olsun iyi bir iktisat eğitimi alabilirsiniz. Bir de şunu söyleyeyim. Yani iktisat okumak sadece para kazanmak için de değil dünyayı anlamak için bence harika bir yol. Ben severek isteyerek okudum ve okuyorum ki ben de üniversite sınavına girdiğimde puanına yazık etme, iktisada ne gerek var vesaire falan gibi laflar söylenmişti. Yani ben de işte kendimce bir derece yapmıştım. Türkiye 23sü olmuştum. O puanla iktisada girmek tırnak içerisinde en deniyordu bazı insanlar tarafından etrafındaki ama öyle değil açık konuşayım yani eğer eee iyi bir iktisat eğitimi çünkü bence hakikaten size analitik düşünme becerisi kazandırır ama iyi bir eğitim kazandırır veriyle çalışmayı öğretir. Toplumsal sorunlara farklı perspektiflerden bakmanızı sağlar. İşte iklim değişikliğinden gelir eşitsizliğine, enflasyondan işsizliğe, teknolojik gelişmelerden küreselleşmeye kadar her konuda söz sahibi olabilirsiniz. Ama bunun için tabii doğru üniversiteyi seçmek lazım ve dolayısıyla kendi geçmişimden de hareketle aslında tercih yaparken ailenizin, çevrenizin baskısına da bence fazla aldırmayın. Herkes oraya gidiyor diye bir yer seçmeyin. Puanın bu kadar en yükseğini yazayım demeyin. Araştırın, sorun, öğrenin. Gerekirse yine en yükseğini yazın ama araştırıp sorup öğrendikten ve içinize sildikten sonra bunu yapın. 4 yıl geçireceğiniz ve belki de hayatınızın en güzel yıllarını yaşayacağınız yeri özenle seçin derim. Ve tabii şunu da söyleyeyim unutmayın ki yani üniversite sadece ders demek değil. Üniversite demek sosyal aktiviteler, kulüpler, arkadaşlıklar, network kurmak, stajlar, projeler demek. Bunların hepsi bir bütün. O yüzden sadece akademik kriterlere de bakmamak lazım. Belki de o şehirde yaşamak ister misiniz? Kampüs hayatı var mı? Barınma imkanları nasıl? Ulaşım kolay mı? Eee, sosyal ve kültürel aktiviteler var mı? Bunlar da bence oldukça önemli. Ve de yine hani konuşanın ortasında bir yerlerde bundan vurguladım ama yeniden söylemek isterim. Eğer iktisat okumak istiyorsanız ama kafanızda hala soru işaretleri varsa bana da ulaşabilirsiniz. Kayıtçı iktisat kanalında da kanalı da takip edebilirsiniz aslında. Bu da iktisat okumak isteyenler için belki de bir çerçeve sunacaktır. Neyle karşılaşacağınızı en azından 3 aşağı 5 yukarı gösterir diye düşünüyorum. Yani 27.000 yakın takipçimiz var. Artık bu konuları da tartışıyoruz videoların arsında, yorumlarda. Eee ve yani geçen yıllarda yaptığım tercih rehberliği 2022’de 2021’de yapmışım. Sonra 2 yıllara vermişim. O videolara da belki bakabilirsiniz ki unutmayın doğru tercih için ama doğru bilgi şart. O yüzden doğru bilgiye lütfen elinizden geldiğince bütün metotları kullanarak çekinmeden eee ulaşmaya çalışın. E ve tabii ki de yine tekrar söylüyorum konuşmanın başında. Burada da doğru bilgiye ulaşabilirsiniz bu kitapta. Bunu da ayrıca değerlendirebilirsiniz. Bu kanala abone olarak da doğru bilgiye ulaşabilirsiniz. Bunu da ayrıca değerlendirebilirsiniz. Eee evet söyleyeceklerim bu kadar. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. Hepinize başarılar diliyorum. Kolay gelsin. İyi günler. M.