Altının Sırrı: 5000 Yıllık Tutkunun Ardındaki Ekonomik Gerçek! | Neden Her Krizde Yükseliyor?
Bu Bölüm Hakkında
Bu bolumde altinin 5000 yillik tarihsel yolculugu ekonomik ve psikolojik perspektiflerden ele aliniyor. Altinin neden deger saklama araci olarak one ciktigi, Lidya'dan Roma'ya ve Bretton Woods sistemine uzanan para tarihi anlatiliyor. Nixon'in 1971'de altin penceresini kapatmasiyla fiat para sistemine gecis sureci ve bu donusumun altini bir guven barometresi haline getirmesi inceleniyor. Gunumuzde altin fiyatlarinin rekor seviyelere ulasmasi; merkez bankalarinin altin alimlari, jeopolitik belirsizlikler, negatif reel faizler ve dolar zayifligi gibi faktorlerle aciklaniyor. Ayrica altinin yatirim araci olarak avantajlari ve sinirlilikllari tartisiliyor.
Ele Alınan Konular
- Altinin fiziksel ve ekonomik ozellikleri
- Altin standardi ve Bretton Woods sistemi
- Altin fiyatlarini belirleyen faktorler
- Merkez bankalarinin altin alimlari
- Altin ile enflasyon ve jeopolitik risk iliskisi
- Altinin yatirim araci olarak degerlendirilmesi
Tüm kayıt dışı izleyicilerine veya dinleyicilerine merhabalar. Bugün sizlerle özel bir konu hakkında konuşacağız ve bu konu altın. Evet, o parlak metal ki malum insanlık tarihi boyunca savaşlara, keşiflere, imparatorlukların yükselişine ve çöküşüne sebep olmuş. Değil mi? 5.000 yıllık tutkunun sırrındaki ekonomik gerçeklere bakacağız aslında burada ki bugün altın fiyatları rekor seviyelerde seyrediyor. Hepimiz görüyoruz ve herkes soruyor neden? Eee, neden bu böyle? Neden altın fiyatları artıyor? Eğer bu videoyu sonuna kadar izlerseniz, e, altının neden bu kadar değerli olduğunu, tarih boyunca nasıl bir rol oynadığını ve günümüzdeki aslında patlamanın ardındaki ekonomik mantığı anlayacaksınız. Ama şu uyarıyı da yapayım. Altın fiyatlarının nereye gideceği ile ilgili bir eee analizde bulunmayacağım. Yatırım danışmanlığı vermeyeceğim. Evet, ben bir iktisat, makro iktisat profesörüyüm ve akademik bakış açısıyla bilgi veriyorum ama yatırım danışmanlığı eee yani lisansım da yok, görevim de böyle bir şey değil. Dolayısıyla sizi alın veya almayın gibi tavsiyelerde bulunmam veya böyle teknik analiz yapıp da işte 3.000’den döner, 2.000’den fırlar falan da demem, diyemem. E dolayısıyla hani bu videonun sadece eğitim amaçlı olduğunu ve ekonomik analiz ve tarihsel perspektif sunmayı amaçladığını öncelikle vurgulayayım. Şimdi temel soruyla başlayalım. Malum insanlık tarihinde yüzlerce metal var ama neden altın? Neden bakır değil? Neden kalay değil? Neden mesela bronz değil? Hatta tamam gümüş de değerli ama bir altın kadar değil. Neden değil? eee bunları konuşmak isterim aslında. Çünkü altının özel olmasının çok somut ve bilimsel sebepleri var aslında. Birincisi altın son derece nadir bir element. Hani işte bunu galiba var büfe söylemişti ama hani doğrudur yanlıştır hatta bunun tahmin sağlamasını da yaptılar. Dünyanın tüm tarihindeki çıkarılan yani mevcut altın stoğunu bir araya getirseniz yaklaşık işte 21 metre kenarlı bir küp oluşturuyorsunuz. Hani tamam belki işte daha yastık altında vardır, tahmin edilemeyen vardır falan diye. 21 olmasın da 30 olsun yani çok da önemli değil. Şimdi bu kadar az aslında yani ama yine de sonuçta belli bir azlık söz konusu, nadirlik söz konusu. İkincisi altın bozulmaz, paslanmaz, kimyasal reaksiyonlara girmez. E binlerce yıl önce dökülen bir altın sikke mesela bugün hala parlayabiliyor. Özellikle temizlediğiniz zaman zaten aslında yenisinden bir farkı kalmıyor neredeyse. Üçüncüsü altın bölünebilir ve yeniden şekillendirilebilir. Yani bir altın külçeyi eritip 1000 parçaya bölebilir. Sonra tekrar birleştirebilirsiniz. değeri değişmiyor ama belki de en önemlisi işte altın üretilemiyor. Ya üretilemiyoran kısım da merkez bankaları mesela para basabilir, hükümetler tahvil çıkarabilir. E şirketler hisse senedi ihraç edebilir ama kimse altın üretemez. Hani simyacılık zaten böyle bir niyet edenler de tarihte olmuş ama başarılı olamamışlar. Altın sadece yer altından çıkarılır ve miktarı sınırlıdır. İşte bu özellikler aslında altını tarih boyunca mükemmel bir değer saklama aracı haline getirmiş. Ama tabii altının cazibesi sadece fiziksel özelliklerinden gelmiyor. İnsanlık tarihi boyunca altın gücün, güvenin ve hatta kurtuluşun sembolü olmuş. Y psikolojik olarak altın insanın değişen dünyada aradığı değişmeyeni aslında bir nevi temsil ediyor. Yani tüm sistemler çökerken hükümetler, bankalar, paralar değer kaybederken tarih boyunca, binlerce yıl boyunca altın değerin son sığınağı olarak hep algılanmış. Belki de bu yüzden aslında altın sadece bir metal değil de aslında insanın güven arayışının maddi bir formu diyelim. Şimdi biraz zaman da geriye gidelim isterseniz. Milattan önce 3 bin yılı Mezopotamya’ya işte Sümerler altını kutsal metal olarak görüyorlardı. Tapınaklarını altınla süslüyorlardı ve altın aslında tanrıların metal olarak kabul ediliyordu. Ama o dönemde altın henüz bir para birimi değildi. Daha çok prestij göstergesiydi. İşte iktidarın sembolüydü açıkçası. Ve ilk altın sikkeleri tabii milattan önce 6. yüzyılda bugünkü Türkiye topraklarında Lidya krallığında basıldığını görüyoruz. Kral eee Kroisos’un adını duymuşsunuzdur. Kroisos kadar zengin diye bir deyim vardır. Hatta eee Croisos kadar zengin. Hani Lilyadılar altını standart ağırlıklarda kesip damgalayarak ilk gerçek para sistemini oluşturuyorlar ve bu inanılmaz bir devrim. Çünkü artık değer taşınabilir, saklanabilir ve güvenilir bir şekilde transfer edilebilir hale geliyor. Roma İmparatorluğu dönemine geldiğimizde altının da hani altın paranın gücünü görüyoruz aslında. Çünkü Roma’nın altın sikkesi Aureus. İmparatorluğun ekonomik gücünün temeli adeta işte 20. yüzyılın doları ki bir ilginç örnek vereyim. Milattan önce 1. yüzyılda bir Roma askeri bir aylık maaşıyla yaklaşık 25 ekmek alabiliyor. Bir köle satın alabiliyor ve bir ayakkabı çifti alabiliyordu. Hani altının satın alma gücü o kadar istikrarlıydi ki aslında yüzyıllar boyunca benzer miktarlarda mal ve hizmet satın alabiliyordunuz. Şimdi Orta Çağ’a geldiğimizde altının yine merkezde olduğunu görüyoruz. Çünkü Bizans İmparatorluğu’nun işte veya Doğu Roma İmparatorluğu’un Solidus’u Avrupa ticaretinin temel para birimi oluyor. Venedik’in Ducat’su. Sonra Floransa’nın Florinos’u hepsi altından ve hepsi uluslararası ticarette kabul gören e paralar. Neden? Çünkü işte bir Venedikli tüccar Floransa’dan gelmiş birine kendi şehrinin kağıt parasına tabii ki güvenmeyebilir. Gö hani güvendiremeyebilir ama altına herkes güvenir. Altın evrensel bir değer. Çünkü şimdi 15. yüzyılda yeni dünyanın keşfiyle yani Amerika kıtasının keşfiyle altın tarihin en dramatik döneme eşlerinden birini yaşadı. Açıkçası İspanyollar Amerika kıtasından gemilerle altın taşıdılar. Eee, Astek ve Inka imparatorluklarının altınları, altın stokları eritildi ve İspanya’ya gönderildi. Ama ilginç bir şey oldu. Avrupa’ya bu kadar çok altın girince altının değeri düştü ve fiyatlar yükseldi. Şimdi eee fiyatlar yükseldi derken mal ve hizmetlerin fiyatları yükseldi ki bu tarihte belgelenmiş ilk büyük enflasyon. Hani aslında önce çok ciddi bir eee para biriminin değerinin azalması olayı yaşanıyor. Sonra da bir enflasyon yaşanıyor. İlk büyük enflasyon dalgalarından bir tanesi ki Osmanlı’da bile işte büyük kaçkun falan e bunlar oldukça etkilenmiştir. Yani aslında o zamanlarda bile para arzının artması, altının artması o dönemde fiyatları arttırıyordu. 19. yüzyıl e altın standartlarının yüzyılı. İngiltere poundun değerini altına bağlıyor ve bunu diğer ülkeler takip ediyorlar ki mantık basit burada. Her para verimi belirli miktarla altın da değiştirilebilir. Örneğin işte ingiliz poundu yaklaşık 7 gram saf altına eşit. İşte bu sistem uluslararası ticarete istikrar getiriyor. Çünkü döviz kurları bir nevi sabitlenmiş oluyor. Ama aynı zamanda tabii hükümetin para politikası esnekliğini sınırlıyor. Dünya Savaşı her şeyi değiştiriyor. Çünkü savaşın maliyetleri o kadar yüksek ki ülkeler altın standardını askıya alıyorlar. Para basıyorlar. Çok para basıyorlar. Hem de ki savaş sonrası dönemde ciddi hiperenflasyonlar yaşanıyor. İşte Warimar Almanya’sını hatırlayalım. Dünya Savaşı sonrası Almanya insanlar değil mi? Sepet sepet kağıt parayla ekmek almaya gidiyorlar. Çünkü paranın değeri artık erimiş, pul olmuş. Ama altın altın değerini koruyor. Sonrasında eee Dünya Savaşı’nın sonrasında kurulan Breton Wood sistemi var. Daha evvelki videolarda atıf yapmıştım kendisine. Eee 1944’te New Hampshire Amerika’nın kuzeydoğu eyaletlerinden bir tanesidir. Onun Brattonwood kasabasında bir konferans toplanıyor. Dünya Savaşı bitmeye yaklaşmış ve yeni bir ekonomik düzen kuralım. İşte IMF’nin Dünya Bankası’nın temellerinin atıldığı toplantı. Aynı zamanda tabii orada bir para sistemi de kuruluyor. IMF’nin aslında gözcülüğünü, bekçiliğini yapacağı bir para sistemi. Amerika Birleşik Devletleri diyor ki birşe 1 ons altını 35 dolara eşitliyoruz ve ben dolar karşılığında altın getireceğim vereceğim. Yani devletler bana 35 doları getirirse 1 ons altını alırlar veya işte 70 dolar getirirse 2 ons altını alırlar. Diğer ülkelerin paraları da dolara bağlanıyor. Dolar da altına bağlanıyor. Dolayısıyla aslında bütün ülkeler arasında böyle bir eee sabit döviz kuru rejimi kurulmuş oluyor. İşte tabii ki bu rejim içerisinde eğer para biriminizin değerini düşürmek gerekiyorsa diyelim ki bir ödemeler dengesi krizi yaşarken Türkiye buna ihtiyaç duyuyor. Çünkü 1958’de 1970’te IMF’den izin alıyorsunuz. İşte IMF size bir yardım yapıyor, program dizayn ediyor. İzini veriyor ve ona göre devalasyon yapabiliyorsunuz. Ama Amerika Birleşik Devletleri’nin tabii ki parası altına sabit olduğu için Amerika’nın eee parasının değerini düşürme şansı yok. Eee çünkü altına sabit zaten. Amerika parasının değerini düşürse otomatikman diğer ülkeler de zaten düşürmüş oluyor. O yüzden Amerika bir avantaj elde edemiyor parasının değerini düşünerek. Sistem bir süre işliyor ama işte Amerika’nın Vietnam savaşı ve işte Sovyetler Birliği’nin gerisinde kalıyoruz diye panikleyip Sovyetler Birliği aya uzaya özür dilerim ilk insanı gönderince Yuri Gagarin’i ciddi derecede kamu harcamalarını arttırıyor Başkan Kennedy işte Great Society Program bir de tabii Vietnam Savaşı eee dolayısıyla artık doların değerini düşürmeleri gerekiyor. Çünkü Amerika’da ciddi bir enflasyon var. Amerika ödemeler dengesi krizine doğru gidiyor ve bundan da kuyrulmak için kurtulmak için dolarının değerini düşürmesi lazım. Ama doların değerini de düşüremiyor. Çünkü doların değeri düşürdüğü zaman diğer para bilimlerinin değeri de otomatik olarak dolara bağlandığı için onlar da düşüyor. Göreceli bir kazanç elde edemiyor vesaire. Neyse eee bu sistemi yıkmak istiyor artık. Çünkü hani bu sistemin karşılığını vermek istemiyor. Hani 35 doları getirine 116 altını vermek istemiyor. Öyle söyleyelim. Ve eee dolayısıyla hani sonunda 1971’de Başkan Nixon o zamanki Richard Nixon altın eee penceresini hani gold window’u kapattı denir. Yani altın penceresini kapatıyor. Artık dolar altına çevrilemeyecekti. Şimdi bu tarihsel bir dönüm noktasıydı. Çünkü artık hiçbir para birimi altına bağlı değildi. Hepsi fiyat para oldu. Yani sadece devletlerin o kağıda para dedikleri için para oldu. Aslında değerleri sadece hükümetin otoritesine dayanıyordu. Ve işte tam burada aslında altın yeni bir rol kazandı. Merkez bankalarına ve hükümetlere güvenmeyenler için bir sığınak ve bir alternatif oldu. Şimdi bu noktadan sonra altın sadece ekonomik bir varlık değil bir tür sisteme inanç testi haline geldi aslında. Ne zaman insanlar devletlerin sözlerine güvenini kaybetse altın parlar. Ne zaman güven yeniden tesis edilse altın sessizleşir. Yani altın fiyatları aslında sadece piyasa dinamiklerin değil de toplumsal güvenin nabzını ölçer hale geldiler. Altın yükseliyorsa bu çoğu zaman insanların sisteme duyduğu güvenin azaldığı anlamına geldi. Ki tarihteeki bütün savaşlar, krizler, çöküşler bence bize şunu öğretti. Altın fiyatı sadece ekonomiyle değil insan psikolojisiyle de belirlenir. Şimdi gelelim işte bu altın fiyatları nasıl belirlendiğini. Çünkü altının fiyatını etkileyen birkaç temel faktör var. Birincisi faiz oranları. Reel faiz oranları. Yani enflasyondan arındırılmış faiz oranları. Eğer bankalar yüksek faiz veriyorsa altın tutmanın fırsat maliyeti artar. Şimdi düşünün altın faiz getiren bir şey değil. Temeddi ödemiyor. Sadece orada duruyor. Dolayısıyla faizler yüksekken yatırımcılar altın yerine tahvil almayı tercih edebilirler veya işte bankayı faize koymayı tercih edebilirler vadeli hesaba. Ama faizler düşükse veya negatifse altın çekici hale gelir. İkincisi enflasyon beklentileri. Altın tarihin en eski enflasyona karşı koruma sağlayan araçlarından bir tanesi. Yani kağıt paranın değer kaybetmesinden endişeleniyorsanız altına yönelirsiniz. Ki 1970’lerin enflasyoncu döneminde, enflasyonist döneminde diyelim altın fiyatları patlamıştı. Ons başına 35 dolardan eee 1980’de eee 800 dolar seviyelerine çıktı. Üçüncüsü jeopolitik belirsizlikler aslında. Savaşlar, krizler, politik kaos. Bunlar altını cazip kılıyor. Çünkü neden böyle yapıyor? Çünkü altın hiçbir ülkenin yükümlülüğü değil. Bir hükümet çökebilir. Bir para birimi çöpe dönüşebilir ama altın altındır. Yani evrensel değerini korur. Dördüncüsü aslında günümüzde dolar değeri. Altın dünya piyasalarında dolarla fiyatlandığı için tabii dolar zayıfladığında altın fiyatları da yükseliyor. Çünkü altının gerçek değeri değişmemişti. Sadece onu ölçtüğümüz para birimi zayıflamıştı. Yani dolar enflasyon oyunda da aslında altının değeri artabiliyor. Şimdi günümüzde altın peki neden rekor seviye erdi? Yani bugüne gelelim isterseniz. Burada altın fiyatının aslında özellikle son yıllarda astronomik seviyelere çıktığını görüyoruz. 2013’te 1300 dolar civarında olan ons altın fiyatı bugün 3900 dolar seviyesinde. Hani belki bundan 100 200 dolar geriye iner çıkar neyse ama neredeyse 3 katına çıkmış. Şimdi neden peki böyle olmuş? 2013’ten bu yana burada birkaç faktörün birleştiğini görüyoruz. Birincisi merkez bankalarının para politikaları. Hani Covid-19 pandemisi döneminde malum dünya merkez bankaları trilyonlarca dolar para bastılar. Amerikan Merkez Bankası, Avrupa Merkez Bankası, Japon Merkez Bankası, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası hepsi bilançolarını devasa şekilde genişletti. Para arzı arttı. İnsanlar enflasyondan korktular ve altına yöneldiler. İkincisi jeopolitik gerginlikler. İşte Rusya Ukrayna savaşı, Ortadoğu’daki istikrarsızlık, Çin Amerika eee gerilimleri, Tayvan meselesi, işte Trump’ın Amerika’nın başında eee akıl sağlığının tam olarak ne olduğundan emin olmadığımız birinin olması vesaire. Dünya çok belirsiz bir yerde. Hani ticaret savaşları bir ara gündeme geldi. Hala da aslında gündemde. Şimdi bu tür belirsizliklerde aslında yatırımcılar güvenli limanlara koşuyorlar ve altın aslında en klasik güvenli liman. Üçüncüsü merkez bankalarının altına alımları. İlginç bir şekilde Çin, Rusya, Hindistan gibi ülkelerin merkez bankaları son yıllarda ve özellikle son aylarda agresif bir şekilde altın satın alıyorlar. Neden? Türkiye de aldı burada bunu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da altın aldı. Tabii ki bir Çin Rusya kadar değil ama çünkü dolara olan bağımlılıklarını azaltmak istiyorlar. Rezervlerini çeşitlendirmek istiyorlar ki Çin’in Merkez Bankası mesela 3 yıldır kesintisiz altına alıyor ki bu da piyasada tabii muazzam bir talep yaratıyor. Dördüncüsü de aslında negatif reel faizler. Birçok ülkede enflasyon veya beklenen enflasyon diyelim faiz oranlarından yüksek. Alabileceğiniz faizden yüksek. Yani paranızı bankaya koyduğunuzda nominal olarak belki faiz kazanıyorsunuz ama enflasyonu ayarlarsanız aslında kaybediyorsunuz. İşte bu durumda aslında hiç faiz getirmese bile en azından satın alma gücünü koruyan altın tercih ediliyor. Peki altın gerçekten mantıklı bir yatırımdı. Şimdi bu sorunun maalesef kesin bir cevabı yok. Çünkü bu sizin birazcık perspektifinize bağlı. Ya altını eleştirenleri düşünelim. Mesela Waren Buffet’in sanırım onun sözüydü bir sözü var. İşte altın Afrika’daki bir yerden çıkarılır. Sonra onu eritiyoruz. Bir deliğe gömüyoruz ve bekçi koyuyoruz. Bunun hiçbir mantığı yok. Şimdi bakış açısına göre altın aslında üretken bir varlık değil. bir şirket hissesi kar eder, temettü verir. Bir gayrimenkul mesela kira getirir ama altın sadece orada durur. Eee hani böyle bölünmüyor, çoğalmıyor, yavrulamıyor diyelim. Öte yandan Raydalli gibi yatırımcılar ise portföylerinin genelde %10 civarında bir kısmını altında tutmayı savunurlar. Çünkü neden? Çünkü altın e diğer varlıklarla düşük korelasyona sahip borsalar çöktüğünde tahviller sorunlu olduğunda altın sizi koruyabilir. Bir sigorta gibi düşünürler ki son yıllarda Bitcoin ve kripto paralar aslında biraz dijital altın gibi pazarlandı. ARS sınırlı merkezi otoriteye küresel olarak transfer edilebilir dendi. Ama tabii aralarında ciddi kritik farklar var. Yani Bitcoin sadece 15 yıllık bir geçmişe sahip. Altının ise belki 5.000 yıllık bir geçmişi var. Daha fazla hatta 10.000 yıllık bir geçmişi var ki bir kriz anında hangi varlığa daha çok güvenirsiniz ki? Dünya genelinde yapılan anketlerde gösteriyor ki yatırımcı anketleri hala altın en güvenilir değer saklama aracı olarak görülüyor. Şimdi altının bir de satın alma gücünü tarihsel olarak karşılaştırmak çok ilginç aslında. Baktığımız zaman bu kadar uzun yıllık bir geçmişe sahip olduğu için bakabiliyoruz. Roma döneminde mesela bir altın aureus işte yaklaşık 7 gram saf altın. Bir asker bir aylık ücretini bununla alıyor. E hani bugün 7 gram altın değil mi? yaklaşık eee yani herhalde işte eee 5.000 L desek eee 5.000 lir da işte 11 dolar falan olsa eee yani şu en son 5.000 liraydı yani öyle söyleyelim. Eee işte siz hesaplayın 35.000 000 civarı. Hani asgari ücretten aslında hallice e baktığımız zaman 7 gram altına ama eee evet 5.000 evet yani tabii alım satım fiyatı farklı olabiliyor ama neyse 5.000 L diyebiliriz yuvarlak olarak şu anda herhalde. Eee şimdi tabii eee bir biçe altında mesela değil mi? Hala belki eee şu an günümüzde baktığımız zaman da eee yani ne alınabilir veya işte 7 gram altında ne alınabilir? Yani bu tabii bir asgari aylık ücreti. Şimdi eee aslında şu an asgari ücret bir tık bunun üzerinde tabii ki ama eee bu neyi gösteriyor aslında? Hani bak bir Roma askerinin mevcut ücretiyle şu andaki asgari ücretin 3 aşağı 5 yukarı yaklaşık olarak aynı olması aslında eeeim altının uzun vadeli satın alma gücünün istikrarını gösteriyor. Belki başka bir örnek mesela 1900 20’lerde İstanbul’da kaliteli bir takım elbise yaklaşık bir çeyrek altın civarında. Bugün de durum benzeri aslında belki de bir çeyrek altında hala kaliteli bir takım elbise alabilirsiniz ama aynı şeyi kağıt para için söyleyemeyiz kesinlikle. Yani 1920’lerde 5 lira çok paraydı. Bugün 5 lira neden neredeyse hiçbir şey artık demir paraya dönüşmüş vaziyette. İşte bu örnekler aslında merkez bankaları neden hala rezervlerinin bir kısmını altında tutuyor? Neden zengin aileler nesiller boyunca altın biriktiriyor? Neden krizlerde insanlar altına koşuyor sorularını cevaplıyor. Şimdi geleceğe baktığımızda aslında altınla ilgili farklı senaryoler var. Biraz da gelecektan konuşalım isterseniz. Hani iyimsel senaryo jeopolitik gerginlikleri artarsa ve merkez bankaları da ki para basmaya devam edecekler. Altınla stoklamaya devam edecekler. Bu böyle giderse enflasyon yüksek kalırsa altın fiyatları daha da yükselir. Ki bazı analistler mesela 5 yıl içinde ons başına 5.000 dolar ulaşabileceğini öngörüyor. Mesela 10.000 dolar konuşanlar bile var. Kötümsel senaryo altın için tabii ki küresel ekonomi istikrara kavuşur. Faizler yeterince yükselir. Güven yeniden tesis edilirse altına olan talep azalabilir ve fiyatlar düşebilir ki altını işte 1980’de 800 dolarken 1990’larda 500 dolarlara gerilemişti mesela. Daha biraz daha belki gerçekçi arada bir senaryo. Altın muhtemelen dalgalı bir seyir izleyecek ama uzun vadede değer saklama aracı olarak önemini koruyacak. Hani teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, dijital para birimleri ve eee hani daha farklı alternatif yatırım araçları ne kadar yaygınlaşırsa yaygınlaşsın altının psikolojik ve ekonomik çekiciliği kolay kolay ortadan kalkmayacak. Tabii bir de burada çevresel bir faktör var. Türkiye’de de bunu maalesef görüyoruz. Altın madenciliği çevreye zarar veriyor ciddi derecede. İşte siyanür vesaire kullanılıyor değil mi? Bir 1 gram altın için tonlarca toprak işleniyor. Siyanür kullanılıyor. Sular kirleniyor. Yeraltı sularına hatta sızıyor. Bazen işte o siyanür havuzu patlıyor. Nehirlere karışıyor, değil mi? Eee veya işte tarım topraklarını sulayan sulara karışıyor. Tabii gerilikte çevre bilinci arttıkça altın madenciliğine kısıtlamalar getirilebilir diye de düşünüyorum. Bu da tabii arzı daha da sınırlayıp fiyatları daha da etkileyebilir. Ama sonuç olarak aslında baktığımızda altının bu kadar özel olmasının eee sebepleri çok katmanlı. Bunu söyleyebiliriz. Yani bilimsel olarak nadir ve bozulmaz. Tarihsel olarak binlerce yıldır değer ölçüsü. Ekonomik olarak enflasyona karşı eee koruma ve hani portföy çeşitlendirmesi sağlıyor. Psikolojik olarak güven ve istikrarın sembolü ve dolayısıyla altın fiyatlarının şu anda rekor seviyelerde olması bence tesadüf değil. Dünya belirsiz bir dönemden geçiyor. Merkez bankaları tarihi para genişlemesi yaptılar. Jeopolitik risel çok yüksek ve bu koşullarda hani 5.000 yıldır güvenilir olan varlığa yönelmek insanlara mantıklı geliyor. Ama unutmamak lazım ki aslında hiçbir varlık her zaman yükselmez ki altında riskli bir varlık. Dalgalanıyor, uzun süre yan gidebiliyor, düz gidebiliyor. Yatırım yaparken kendi işte risk toleransınızı, zaman ufkuzu ve finansal durumunuzu göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Hani ben size kesinlikle alın veya almayın demiyorum. Yatırım danışmanlığı vermiyorum ama yatırım tavsiyesi değil kesinlikle bunlar. Ama zaten yani öyle bir tavsiyede de bulunmadım ama eee hani o çünkü yatırım danışmanlığı olur. Aksine devam. Eee ama şunu söyleyebiliriz belki altını anlamak ekonomiyi anlamaktır. Hani paranın doğasını, değerinin ne olduğunu, güvenin rolünü anlamaktır. Ve bu bilgi aslında ister altına yapın, yatırım yapın ister yapmayın ekonomik okur yazarlarınızı arttıracak ve daha bilinçli finansal kararlar almanıza yardımcı olacaktır. Çünkü altını anlamak, altının değerinin zaman içerisindeki seyrini anlamak aslında insanın kendi korkularını, güven arayışını ve değişen dünyada sabit bir değer bulma çabasını anlamaktır diye düşünüyorum. Lütfen videoya yorumlarınızı, beğenilerinizi, paylaşımlarınızı esirgemeyin. Hype verin. Arkadaşlarınızla, akrabalarınızla paylaşın. E kitabımızı tekrar tekrar söylüyorum. Eee ikinci baskısına da yaptı. İnşallah üçü de yapacak. Eee bu hesapta bir gariplik var. Aslında bunların bir kısmını orada da anlatıyorum. Eee burada konuştuklarımızın tabii ki tamamını değil ama çünkü burada çok daha fazla video yaptık. Çok daha fazla farklı konudan konuşuyoruz. Konuştuk, konuşuyoruz. Lütfen bunları da eee yapmayı ihmal etmeyin ki kanala bir nevi en azından destek olsun. benim için de motivasyon olsun. Biliyorsunuz kanal gelirlerini Darşovaka eğitim kurumlarıyla elimden geldiğince paylaşıyorum. E bir sonraki yayında görüşmek dileğiyle. Hoşça kalın.