Türkiye’de Kuruldu, Selanik’te Üniversite Oldu! Merzifon Amerikan Koleji’nin Hikâyesi
Bu Bölüm Hakkında
Bu bölüm, Merzifon Amerikan Koleji'nin Osmanlı döneminde Türkiye'de doğup mübadele sonrası Selanik'te nasıl bir eğitim kurumuna dönüştüğünü anlatıyor. Yunanistan'daki özel üniversite rejimi, anayasal sınırlamalar ve yabancı kurumlarla kurulan ortaklıklar üzerinden yükseköğretim yapısı da değerlendiriliyor. Anlatı, kurumun tarihsel göçünü bir eğitim ve siyaset hikayesi olarak okuyor. Selanik'teki kampüs çevresinden yapılan gözlemlerle şehir, altyapı ve iş güvenliği farklarına da değiniliyor.
Ele Alınan Konular
- Merzifon Amerikan Koleji'nin kuruluş tarihi
- Türk-Yunan nüfus mübadelesi sonrası taşınma
- Selanik'te özel üniversite rejimi
- Yabancı üniversitelerle ortaklık modelleri
- Selanik kampüsü ve şehir gözlemleri
Maalesef bugün canlı yayın olmayacak. Çünkü bazı işlerim var. O işlerim dolayısıyla sabah saatlerinde, canlı yayın yaptığım sabah saatlerinde dışarıda olmam gerekiyor. O yüzden günlük ekonomik gelişimleri yorumlayamayacağız. Ama yine de videosuz bırakmamak adına kanalda en azından son bir yol video blogu koyayım istedim. Ama hem de Türkiye ile bağlantısı olan, Türkiye’de kurulmuş ama burada hala devam eden bir okuldan bahsederek bunu yapayım istedim. Bunun adı da Anatolia Kalıç. Merzifon Amerikan Koleji belki bilenler biliyordur. Şu anda binası Merzifon’da hala mevcut. Hatta okulda olarak hala hizmet görüyor. Videoda anlatıyorum zaten. O videoyla bugünü geçiştirmiş olalım. Tematik yayınımız Perşembe günü olur. Cuma günü canlı yayınımız da olur. Ama bugün maalesef canlı yayın gerçekleştiremiyorum. Affınıza sığınarak görüşmek dileğiyle. Anatolia Kalıç. Buranın adı Anatolia Kalıç. Yani Anadolu Koleji aslında. Şu anda yine adı Anadoluya Üniversitesi. Anatolia Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi. Daha bu sene adını Anadolu Koleji’nden Anadolu Üniversitesi’ne çevirmişler. Bir üniversite seranikte. Özel bir üniversite. Yunanistan özel üniversitelerin kurulmasına izin vermemiş. Uzunca bir sürü. Onların da Türkiye’deki anayasaya benzer bir anayasa maddeleri var. 16. madde diyorlar. Diyorlar ki eğitim sadece ve sadece yüksek eğitim devlet tarafından verilir ve kâra tabi tutulamaz. Kâr etmeyen kuruluşlar tarafından verilmelidir diye. O nedenle böyle bir özelliği var. Ben de şu an buradayım. Bakın karşıda da Anadolu’ya kalacağız. Bunların güzel kampüsündeyim. Burada bir akademik ziyarette bulundum. Şimdi de bir yere gidiyorum ama burayı anlatayım istiyorum size. Çünkü burası hakikaten önemli bir kurum. Türkiye’de kurulmuş bir kurum aslında. 1880’lerde Merzifon’da Amasya’nın Merzifon ilçesinde Merzifon Amerikan Koleji olarak kurulmuş bir kurumdan bahsediyoruz. Ve sonra tabi işte şey olunca Türk-Yunan nüfus mübadelesi olunca bu kurum Yunanistan’a taşınıyor. Yunanistan’da da işte Selanik’e giriyorlar. Çünkü oradaki bölgedeki Rumlar Selanik bölgesine yaklaşık olarak yerleştirilmişler. Orada üniversite aslında. Fakat burada Yunan Anayasası özel üniversiteye kavramına izin vermediği için o zamanlarda da üniversite olarak Venizelo hatta yani Yunan Başbakanı Venizelos bunların üniversite olarak çalışmasına izin vermiyor. Ne oluyor peki? İşte ilk orta lise olarak çalışabiliyorlar. İlk orta lise kurumlarına. Ünlü oluyorlar. Çok da kaliteli bir ilkokulları, ortaokulları ve liseleri var. Girmesi zor. Mezunları iyi yerlere gidiyor. Bizim şey kıvamında diyelim Robert Kureş falan kıvamında. Üsküdar Amerikan Lisesi kıvamında. Kurumlardan bahsediyorum burada. Üniversite kurumlarına izin verilmiyor. Sonradan üniversitemsi bir şey kuruyorlar. Bu yıllardır Yunanistan’da olan bir şeydi. Birkaç yıl evvel yasa değiştirilinceye kadar Yunanistan’da üniversite kurumlarına izin verilmiyor. Fakat yurt dışında akredite olmuş kurumlar Yunanistan’da üniversite şubesi açabiliyorlar. Dolayısıyla farklı kurumlar, farklı İngiliz ve Amerikan kurumlarıyla iş birliği halinde hani üniversitemsi ama üniversitede olmayan falan tuhaf 2-3 yıllık programlar veren programlar açıyorlar. Sonra işte şu anki Miçotakis hükümeti bunu yakın zamanda değiştirdi. Çok da soldan eleştiri aldı, protesto edildi falan ama şu anda da bir nevi üniversite kurulmasına izin verildi ama yine tabi anayasayı değiştirmedikleri için, anayasayı değiştirmediler etrafından dolaştılar. Resmen üniversite değil bu kurumlar ama yani şimdi üniversite diploması verebilen yabancı bir kurumla hala ortaklıklarının devam etmesi gerekiyor. Yabancı kurumlarda da her üniversitenin yine bir yabancı şeyi var. Ne diyeyim bir saç ayağı var işte yani. Mesela bu Anatolia’nınki İngiltere’deki Open University Milton Keynes şehrindeki veya kasabasındakisi Open University ile anlaşmışlar. Farklı üniversitelerde görüşmeye devam ediyor herhalde yeniden açılması için. Neyse sonuçta böyle bir üniversite ufak bir üniversite. Bin tane öğrencisi vardı. Ben de burada bir araştırma için bir arkadaşım var. Onu ziyaret ettim. O yüzden gelmiştim. 2 saattir falan buradayım sabah buraya geldikten sonra. Şimdi de işte kızımı okuldan almak için gidiyorum. Ama tabii daha onun okuldan çıkmasında 1,5 saat falan zaman var. Ben de o 1,5 saat o zaman boşuna bir daha şehre dönmeyeyim de. Şu şehrin yakınlarında güzel bir şimdi size de göstereceğim. Ergon Agora diye bir yer var. Deniz kenarında bir güzel ne diyelim restoran da değil de restoran-kafe karışımı bir şey yani şarküteri gibi. Oturabiliyorsunuz. Şehrin biraz dışında dediğim gibi güzel de bir yer böyle temiz bir yer falan orada oturayım dedim. Onu oraya doğru gidiyorum. Hatta şimdi bu yolda size göstereyim. Kısa bir video ya da bu kısmında göstereyim istedim Selanik’i. İşte böyle bir yani enteresan bir üniversite Selanik’te. Aslında Selanik’te 2 tane büyük devlet üniversitesi var zaten hala Hızır’da. Bir işte meşhur Aristoteles Üniversitesi var ki aslında hani bu Anadolu Üniversitesi şey diyor. Ben az önce rektörle de görüştüm. Biz daha eskiyiz aslında diyor Aristoteles. Aristoteles Üniversitesi. Çünkü Yunanlılar Selanik’i aldıktan sonra Yunan Devleti tarafından kurulmuş bir üniversite. Daha sonradan bir de daha ilerleyen yıllarda da Makedonya Üniversitesi’ni kuruyorlar. 2 tane büyük devlet üniversitesi var zaten Selanik’te. Ama özel üniversite işte böyle ufak tefek şeyler var. Belki Selanik’in sokaklarında yürürken görürsünüz. New York Business College falan böyle saçma sapan isimleri de olan. İşte Amerika’yla ortaklıkla kurulmuş böyle bir ufak yani Yunan Üniversitesi sınavına çok da başarılı olamayan gençlerin gittiği falan bir üniversite onlar. Ama burası öyle değil. Burası Anadolu’ya hakikaten yeni kurulmaya çalışan bir üniversite, bir higher education institution yani bir yüksek öğrenim kurumu olarak ortaya çıkmış gibi gözüküyor. Şu anda Ergonagora’ya doğru gidiyorum işte şimdi üniversitelerin bulunduğu yerden. Burası Ring Road Selanik’in. Çevre yolu yani diye çevirebiliriz. Hakikaten çevriliyor Selanik’i. Fakat 1,5 senedir falan yolda inşaat çalışmaları var. Tabii şey oluyor yani çok uzun sürüyor. Türkiye’deki iki kadar hızlı tamamlanmıyor genelde inşaatlar. Türkiye’de de gerçi çok yavaş tamamlanan inşaatlar var ama burası hakikaten yani biraz fazla inşaat harinde kaldı. 1,5 senedir de bir inşaat bu daha bitmemesi çok enteresan geliyor bana. Amerika’da da böyledir. Yol inşaatları falan böyle bir altyapı inşaatları falan çok uzun sürer. Tabii bunda biraz şeyin etkisi var. Onu da söyleyelim. Gömüyoruz çok uzun sürüyor falan diye. Bizde çok hızlı da bizde çok hızlı sürüyor ama işte yapımında mesela 5-10 tane işçi ölüyor falan. İş kazasında. Burada tabii ona çok daha fazla dikkat ediyorlar kurallara vesaire. İşte belli saatlerden fazla çalışmak yasak. İşte hava sıcaklığı şu dereceye geçerse çalışmak yasak. Haftada şu kadar saatten fazla, günde bu kadar saatten fazla çalışmak yasak falan. Bunlar hani uydurulmuş kurallar da değiller yani. Bunlar hakikaten işçi güvenliği için yapılmış olan kurallar ki işçiler ölmesin. İş kazasında kurban sadece ölmek dediğim mesele. Yani elini işte kaybeden, kolunu kaybeden, bacağını kaybeden, yaralanan, gözünü kaybeden pek çok şey var. Yani işçi var işte. Duyma yiğitisini kaybeden iş kazaları ciddi bir maalesef kanayan yarası Türkiye’nin hatta onunla ilgili belki bir yayın yapmak da ilginç olabilir. Böyle bir durum var yani ama işte burada biraz daha buna dikkat ediyorlar. İş kazası çok daha az oluyor. Türkiye’ye göre. Ama tabii öte yandan da işte iş daha uzun sürüyor. Bunun bir dezavantajı da bu oluyor. Böyle dedikten sonra şimdi de hızlıca 100 metre ileriden devam edeceğiz. Az bir yolum var. Çok kısa. Bu Selanik Havalimanı’nın yakınlarında bir yer. Ergon. Hatta bu şirketin, bu restoranın diyelim ya da Selanik Merkez’de ne bir şubesi var? İsteyenler bakabilirler. Ama biz tabii ona gitmiyoruz şu anda. Ben şehrin dışındaki yere gidiyorum. Ki bunu gördüm. Birkaç tane YouTuber’ın Selanik videosunda, hani işte Selanik’i tanıttıkları videolarda falan. Bu şeyi gördüm. Ergonagora’yı da tanıttıklarında. Ayrıca çok sevdiğim bir yer değil de. Yani öyle şimdi mesela normalde böyle bir boş zamanım olmasa sırf oraya gitmek için gitmezdim. Öyle söyleyeyim yani. Ama şu anda dediğim gibi hani bir saat için otele dönmek istemiyorum. Şehir merkezine gideceğim. Yarım saat sonra yine çıkacağım. Anlamı olmayacak hakikaten. Sırf yarım saat şehir merkezine gitmek için de gidilmez diye düşünüyorum. Dolayısıyla şey yapmayacağım. Gitmeyeceğim. Onun yerine Ergonagora’ya gitmeyi tercih ederim dedim. Selanik’te şey var tabii. Türkiye’ye benzer bir şey. Böyle ışıklarda dilenciler bazen çocuk oluyor, bazen yaşlı oluyor, bazen engelliler de olabiliyor görüyorsanız. Şey. Burada tabii sosyal refah için çok olumlu bir sinyal değil açıkçası. Yani sosyal devlet yetmiyor ki bu insanlara burada bu sıcakta bu adam bu halde dilenmek zorunda kalıyor. Yetse yapmazdı yani. Bu sıcakta kim yapacak şu anda? 32 derece dışarısı. Güneşin altında daha da fazladır. Bu yol havalimanı yolu aslında. Yani tabii otoyol olmayan havalimanı yolu şey de var da, otoyol olan havalimanı yolu da var da. Biz tabii oradan çıktık şimdi. Çok kısa yani bir buçuk kilometre falan bir yolum var. 3 dakika gösteriyor. Ben sonuçta bilgisayarımı da aldım yanıma. Dolayısıyla wi-fi de var. Ücretsiz. Kahve söyleyeyim. Belki bir salata vs. falan söyleyeyim. Rahat rahat oturulabilecek bir yer. Gittiğim yer. O yüzden kızımı odadan alacağım saat gelinceye kadar orada çalışırım diye düşündüm bilgisayarla. Sağ şeride girelim ki burası biraz böyle Ataköy falan oraları andırıyor bana. Kalamarya’nın böyle birazcık güney uçlarındayız. Güneydoğu uçlarında. Hergan Abar’ın da yolunu hala anlamıştım ya. Böyle bir yol mu olur diye. Bu kadar saçma sapan bir yolu var ki abuk sabuk bir yerden geçiyorsunuz kapalı bir benzinciden. Close due to counterfeiting yazmışlar. Demek ki sahtekarlık nedeniyle kapanırlar. Saçma bir şey. Burası. Hiç güneş içi gölgelik yer yok maalesef. Dolayısıyla güneşin altına arabayı koyacağız. Şunu şuraya koysak belki daha iyi olur mu? En azından önü güneş olur diye düşündüm. Evet, olur. Bence olur. Olmalı. Ne olur olsun.