Bayramda Ekonomi Dertleşmesi: Rezerv, Petrol, AI ve Türkiye - Soru Cevap Serbest Yayın
Bu Bölüm Hakkında
Kurban Bayramı'nın ilk gününde serbest yayın formatında gerçekleştirilen bu bölümde TCMB rezervlerindeki son gelişmeler ve Merkez Bankası'nın 22 Mayıs haftasında yaklaşık 6,7 milyar dolar döviz satışı yaparak swap hariç net rezervin 28,7 milyar dolara gerilemesi tartışılıyor. İran-ABD geriliminin petrol fiyatlarına yansıması ve Hürmüz Boğazı riskinin Türkiye'nin enerji faturasına etkisi değerlendiriliyor. Çin'in elektrikli araç ihracatındaki yüzde 40'lık artış, yapay zekâ çip sektöründeki dev şirketlerin yükselişi ve büyük güçlerin enerji politikaları küresel ekonominin yeni rekabet eksenleri olarak ele alınıyor. Türkiye'de iç siyasi şokların döviz rezervlerine anlık yansıması, kurumsal güven sorunu ve ülkenin uzun vadeli sanayi dönüşümüne hazırlanıp hazırlanamayacağı sorgulanıyor.
Ele Alınan Konular
- TCMB döviz rezervleri ve Merkez Bankası'nın döviz satışları
- İran-ABD gerilimi, Hürmüz Boğazı ve petrol fiyatları
- Çin'in elektrikli araç ihracatındaki hızlı büyüme
- Yapay zekâ çip sektörü ve teknoloji şirketlerinin yükselişi
- Türkiye'de iç siyasi risklerin ekonomiye ve rezervlere etkisi
- Küresel enerji güvenliği, nükleer enerji ve sanayi politikaları
Arkadaşlar merhaba, Kayıt Dışı İktisat’a hoş geldiniz. Öncelikle hepinizin Kurban Bayramı’nı kutluyorum. Bugün normal yayınlardan biraz farklı bir yayın yapalım istiyorum. Akşam saat 8’de ayrıca Kurban eti, et fiyatları, tarım, hayvancılık ve gıda enflasyonu üzerine ayrı bir yayın yapacağım. O yüzden bu öğlen yayınını daha çok bir dertleşme, soru-cevap, biraz gündem okuması ve biraz da “bu ülkede ne yaşıyoruz?” sohbeti gibi düşünelim.
Ama elbette dünyada piyasalar açık, küresel ekonomi durmuyor. Türkiye bayramda bile gündemden kaçamıyor. O yüzden önce kısa bir çerçeve çizelim, sonra sorularınıza geçelim.
Dünkü QNB bülteninde en önemli başlık Merkez Bankası rezervleriydi. 22 Mayıs haftasında brüt döviz rezervinin 8,4 milyar dolar azalarak 160,1 milyar dolara indiği, swap hariç net rezervin de 8,5 milyar dolar azalışla 28,7 milyar dolara gerilediği hesaplanıyor. Daha da önemlisi, TCMB’nin geçen hafta yaklaşık 6,7 milyar dolar döviz satışı yaptığı tahmin ediliyor. Bu satışın neredeyse tamamının iç siyasi gelişmelerin etkisiyle perşembe günü gerçekleştiği belirtiliyor.
Bu ne demek? Şu demek: İçeride siyasi ve hukuki bir şok yaşandığında, bunun faturası anında Merkez Bankası rezervlerine yazılıyor. Kur zıplamasın diye döviz satılıyor, piyasa sakin kalsın diye kamu bilançosu kullanılıyor. Ama bu para havadan gelmiyor. Rezerv dediğimiz şey ülkenin sigortası. Her siyasi şokta sigortadan para çekersek, bir gün asıl yangın çıktığında sigorta ne kadar kalacak?
Piyasa verilerine baktığımızda USD/TL 45,90 civarında başlamıştı. Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i 252 baz puan civarında. 2 yıllık tahvil faizi yüzde 43,74. Brent petrol 98 dolar seviyelerinde. Altın ons tarafında 4530 dolar civarında. ABD’de 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,50 seviyesinde. Yani küresel faiz hâlâ yüksek, Türkiye’de faiz hâlâ çok yüksek, petrol ise İran-Hürmüz haber akışına göre dalgalanıyor.
Burada kısa bir parantez açalım. ABD-İran görüşmelerinde önce barış umudu fiyatlandı, petrol düştü. Sonra ABD’nin İran’a yönelik yeni saldırıları ve İran’ın bunu ateşkes ihlali olarak nitelemesiyle iyimserlik zayıfladı. Lübnan’da İsrail saldırılarının yoğunlaşması da bölgesel riskin bitmediğini gösteriyor. Yani “savaş bitti, petrol rahatladı, Türkiye de rahatlar” demek için erken. Hürmüz meselesi çözülürse Türkiye açısından enerji faturası, cari açık ve enflasyon tarafında rahatlama olur. Ama bölgede ateşkes kırılgansa, bu rahatlama da kırılgan olur.
Bir diğer küresel gelişme Çin’in elektrikli araç ihracatı. Nisan ayında Çin’in elektrikli araç ihracatı yüzde 40 artmış. Çin sadece kendi iç pazarında değil, Asya’da, Avrupa’da, Latin Amerika’da elektrikli araç pazarını ciddi biçimde zorluyor. ABD yüzde 100 tarife koyuyor, Avrupa ek vergi koyuyor ama Çin yine de ihracatını büyütüyor. Bu bize şunu gösteriyor: Yeni sanayi rekabeti artık otomobil, batarya, çip, yapay zekâ, kritik madenler ve enerji teknolojileri üzerinden dönüyor. Türkiye ise hâlâ “faiz ne olacak, kur kaç olacak, kredi musluğu ne kadar kısılacak?” tartışmasına sıkışmış durumda. Dünyada sanayi politikası konuşuluyor, bizde rezerv satışı konuşuluyor.
Yine teknoloji tarafında çok çarpıcı bir haber var. Yapay zekâ çip talebi SK Hynix ve Micron gibi bellek çipi üreticilerinin piyasa değerini trilyon dolar kulübüne taşımış. Nvidia zaten bu yarışın en büyük kazananıydı. Samsung, TSMC, Micron, SK Hynix, bunlar artık sadece şirket değil; küresel kapitalizmin yeni omurgası. Yapay zekâ dediğimiz şey soyut bir yazılım hikâyesi değil. Veri merkezi, elektrik, soğutma, çip, nadir element, bellek, enerji altyapısı demek. Dolayısıyla AI devrimi aynı zamanda enerji ve sanayi devrimi.
ABD’nin Soğuk Savaş döneminden kalma plütonyumu ileri nükleer reaktör yakıtı olarak kullanma planı da bu bağlamda okunmalı. Bu konu güvenlik ve nükleer yayılma açısından çok tartışmalı ama ekonomik olarak şunu gösteriyor: Büyük güçler enerji güvenliğini yeniden tasarlıyor. Kritik maden anlaşmaları, nükleer enerji, yapay zekâ çipleri, elektrikli araçlar, hepsi aynı hikâyenin parçaları. Yeni dünya düzeninde enerjiye, teknolojiye ve stratejik madene sahip olan daha avantajlı olacak.
Türkiye’ye dönersek, bizim bu dönüşüme hazırlanmak için önce kendi kurumlarımızı sağlamlaştırmamız lazım. Üniversiteyi bir gece kapatıp sonra yeniden açan, ana muhalefet partisinin genel merkezini polis zoruyla boşaltan, her siyasi krizde rezerv satan bir ülke, uzun vadeli teknoloji ve sanayi yarışına nasıl hazırlanacak? Bunu sormamız lazım. Bu soru siyasi polemik değil, doğrudan iktisadi bir soru.
Bugün bayramın ilk günü. İnsanlar normalde sevdikleriyle oturup biraz nefes almak ister. Ama ülkede öyle bir belirsizlik var ki bayramda bile herkes “kur ne olacak, altın ne olacak, çocukların geleceği ne olacak, bu ülke nereye gidiyor?” diye soruyor. Bu da aslında ekonomik krizin en ağır tarafı. Ekonomi sadece cüzdan değil, gelecek duygusudur. O duygu kırıldığında insanlar tasarruf kararını da, eğitim kararını da, göç kararını da, yatırım kararını da değiştirir.
O yüzden bugün biraz daha serbest ilerleyelim. Ben kısa kısa gündemi açtım: rezervler, petrol, İran, Hürmüz, Çin’in elektrikli araç ihracatı, yapay zekâ çipleri, nükleer enerji ve Türkiye’de iç risk meselesi. Şimdi sözü size bırakmak istiyorum. Bayram günü biraz dertleşelim. Ekonomi konuşalım ama sadece rakam konuşmayalım. Bu rakamların hayatımıza, soframıza, çocuklarımızın geleceğine, üniversitelere, işimize ve memleket duygumuza ne yaptığını da konuşalım.
Sorularınızı alayım. Bugün yayın daha çok soru-cevap gitsin. Akşam 8’de de Kurban eti ekonomisini ayrıca konuşacağız. Orada et fiyatı, hayvancılık, yem maliyeti, ithalat politikası, gelir dağılımı ve gıda enflasyonunu daha detaylı ele alırız.